Görev olduğu için değil, kariyer için değil, ama içten gelen bir çağrı olduğu için. | TED | ليس لأنها وظيفة، ليس لأنها مهنة، لكن لأنه نداء. |
Betsy sıkıcı olduğu için değil tabii de, bilirsin işte terzi olduğu için. | Open Subtitles | ليس لأنها كانت مملة ، ولكن أقصد تعرف ، خياطة |
O bayana yaşIı olduğu için yardım ediyordum, beyaz olduğu için değil. | Open Subtitles | و ليس لأنها بيضاء التفرقة العمرية بنفس درجة عنصرية العنصرية |
Senin olduğu için değil. Septiembre, müziği sever. | Open Subtitles | ليس لأنها تخصك سبتمبر يحب الموسيقى |
Bunu yapmayı seçmemizin nedeni kolay olması değil, ama inanılmaz bir etki yaratabilmesi. | TED | حسناً، لقد اخترنا هذه التقنية ليس لأنها سهلة، لكن لأنه يمكنها امتلاك تأثير رائع. |
İyi veya kötü olması değil çünkü senin anlayışından çok uzak. | Open Subtitles | ليس لأنها جيدة أو سيئة بل لأنك لن تستطيع فهمها |
Ödül olduğu için değil hanımefendi olduğu için! | Open Subtitles | ليس لأنها مكافئة بل لأنها سيدة |
Sadece adama ve mesaiye mal olduğu için değil... | Open Subtitles | ليس لأنها مكلفة للغاية وحسب |
Azize olduğu için değil. | Open Subtitles | ليس لأنها كانت قديسة |
Tekerlekli sandalyeye mahkum olduğu için değil mi? | Open Subtitles | ليس لأنها في كرسي المعاقين |
Yapma. Sadece fantezilerimi süslediği için burada. Meryl Streep olduğu için değil. | Open Subtitles | بالله عليكِ، إنها هنا إرضاءً لخيالي (ليس لأنها (ميريل ستريب |
İşim olduğu için değil, görevim olduğu için. | Open Subtitles | قبل كل شيء. ليس لأنها وظيفتي. |
Peki neden? Bunun sebebi aptal olması değil. | TED | لماذا هذا؟ ليس لأنها غبية أو هو غبي. |
Sebebi genç olması değil. | Open Subtitles | وهذا ليس لأنها صغيرة |