| Yani, bu gece burada söyleyebileceğim en önemli şey size değil onlara. | Open Subtitles | لذا الشيء الأكثر أهمية الذي أود أن أقوله الأن ليس لكم لكن سأقوله لهم |
| Bunlar size değil aslında, ben size başka bir şey yaptım. | Open Subtitles | في الحقيقة, هذا ليس لكم لقد حضّرت لكم... شيء أخر |
| - Bu karar size değil müvekkile kalmış. | Open Subtitles | القرار ليس لكم انه لموكلنا |
| Herkes için değil, sadece ihtiyacı olanlara. | Open Subtitles | وهو ليس لكم جميعا فقط للأشخاص ... الذي اعتقد أنهم يحتاجون للمساعدة ، مثل |
| Benim için. Muhtemelen sizin için değil. | Open Subtitles | هذا لي, ربما ليس لكم شباب. |
| Üst katın tuvaleti patlamış Tuvaletinize size ait olmayan pislikler gelebilir. | Open Subtitles | إستمعوا الخلاء الذي فوقكم خرب لذا قد تجدون خراء في خلائكم ليس لكم |
| Sen ve kardeşlerin, size ait olmayan bir şeyi elinizde bulunduruyorsunuz. | Open Subtitles | أنت وأخوتك تحتفظون بما ليس لكم بحق |
| Bu sizin için değil. | Open Subtitles | هذا ليس لكم يا أولاد |
| Merhaba, burası sizin için değil. | Open Subtitles | مرحباً, هذا ليس لكم |