| Bu, İsa'nın yüzü değil ve ben yalnız kalmak istiyorum. | Open Subtitles | هذا ليس وجه المسيح وانا اريد ان اكون لوحدي |
| Kendinize bir bakın, ya seydi. Bu bir ayyaşın yüzü değil. | Open Subtitles | أنظر لنفسك يا سيدى هذا ليس وجه شخص سكير |
| Bu üzerinde çalıştığın cesedin yüzü değil. | Open Subtitles | هذا ليس وجه موضوعك إنه وجه |
| Gülen bir yüz değil, tabii Almanların gülüşü değilse. | Open Subtitles | أنه ليس وجه مبتسم. إلا إذا كان شخص ألمانى يبتسم. |
| Güzel bir yüz değil, ama iyi bir yüz. | Open Subtitles | ليس وجه جميل.. ولكنه وجة جيد |
| Bu en iyi iki arkadaş ifadesi değil. | Open Subtitles | هذا ليس وجه السعادة لرؤية صديقيك الأعزّين. |
| Bu ifade, biriyle görüşmeye gidecek birinin ifadesi değil. | Open Subtitles | و هذا ليس وجه سيذهب للقاء احداَ |
| Sanki surat değil maske. | Open Subtitles | ما لديها ليس وجه بالقناع |
| Bu kesinlikle uluslararası terörizmin yüzü değil. | Open Subtitles | هذا ليس وجه لإرهابى دولى |
| Aynaya bak ve söyle hadi. Bu ölü bir kızın yüzü değil de. | Open Subtitles | {\pos(190,240)} انظري للمرآة وأخبريني بأن هذا ليس وجه فتاة ميتة |
| - Bu hiç güzel bir surat değil. - Bu Bonnaire. | Open Subtitles | هذا ليس وجه جيد- هذا بونير |