| Seni dışarıda sanıyordum. Sen olmadığında odana girmeyi alışkanlık edindiğimden değil. | Open Subtitles | ظننتكِ في الخارج، ليس وكأني آتي إلى هنا دائمًا عندما تخرجين |
| Pek şaşırdığımdan değil de. Size şaşırmış gibi görünmüyorum, değil mi? - Ne? | Open Subtitles | ليس وكأني متفاجئ أو نحو ذلك، لا أبدو متفاجئاً بالنسبة لكم، أليس كذلك؟ |
| Tek sorun bir sevgilim olmaması değil, uygun ayakkabım bile yok. | Open Subtitles | والأمر ليس وكأني لا أملك رفيق بل لا أملك حذاء حتى |
| Buraya geleli 6 sene oldu. Gemiden yeni inmiş değilim herhâlde. | Open Subtitles | أمضيت هنا تقريباً 6 أعوام، ليس وكأني ترجلت القارب تواً |
| Dünya üzerinde mastürbasyon yapan tek kişi ben değilim. | Open Subtitles | إنه ليس وكأني الشخص الوحيد في العالم التي تمارس العادة السرية. |
| Solak olarak işaret verebilen biri değilim ki. | Open Subtitles | ليس وكأني استطيع أن أشير للاعبين الميدانين |
| Bir tane olumsuz eleştiri vardı ama umrumda da değil. | Open Subtitles | أعني, كان هناك نقد سيء واحد ولكنه ليس وكأني اهتم |
| Şikayet ettiğimden değil ama bu leziz çocuk gemiden nasıl belgesiz indi? | Open Subtitles | ليس وكأني أتذمر ولكن لماذا هذا الشيء الجميل يكون مسموحاً له بالبقاء في سفينتكِ بدون أي أوراق؟ |
| Geçit töreni falan beklediğimden değil de, adamlar biraz sertti. | Open Subtitles | ليس وكأني كنت أتوقع عرض استقبال أو شيءٍ من هذا القبيل كان أولئك الرجال صارمين جداً |
| Biliyorum. Umurumda değil hani. | Open Subtitles | أجل، الفيزيائي العبقري الذي أعرف الآن انه يعيش بالمنطقة، ليس وكأني أهتم. |
| Aşık olduk. Bu, planladığım bir şey değil. | Open Subtitles | وقعنا في الحب ليس وكأني كنت أخطط لها |
| Tanrım, hiç de daha önce ünlü biriyle tanışmamışım gibi değil. | Open Subtitles | ليس وكأني لم أقابل مشهور من قبل لكن |
| Hiç acele etme. İşimiz gücümüz yok bizim değil mi? | Open Subtitles | خذ وقتك، يا صاح ليس وكأني لا أملك وظيفة |
| Evet. Burda olmalarını rica ettiğimden değil. | Open Subtitles | أجل ، ليس وكأني طلبت منهم التواجد هُنا |
| Seni köpekle kıyasladığımdan değil tabii. | Open Subtitles | ليس وكأني أقارنك بكلب أو ماشابه! |
| Dört ceset için üçten daha uzun yatacak değilim. | Open Subtitles | ليس وكأني استطيع الذهاب بعيداً بعد الان، لقتلي 4 بدلاً من 3 |
| Bağımlılık tarihçemi anlatacak değilim. | Open Subtitles | ليس وكأني سأعلن تاريخ إدماني |
| Teşekkür ediyor falan değilim ama-- | Open Subtitles | ليس وكأني ممتن لك |
| Ömrümü kısaltıyor değilim. | Open Subtitles | ليس وكأني أقصّر من أيام حياتي |
| Yani, bunu yapmaktan hoşlanmıyor değilim. | Open Subtitles | ليس وكأني لا أحب فعل ذلك |