| Kofi Annan 11 Eylül sabahı beni basın toplantısı yapmak için çağırdı. | TED | ودعاني كوفي عنان في صباح الحادي عشر من سبتمبر لاجراء مؤتمر صحفي |
| Yerel bir toplum merkezinde basın toplantısı tertiplemeyi teklif etti. | TED | فاقترح أن يقوم بتجهيز مؤتمر صحفي في مركز المجتمع المحلي. |
| Seni asıl davacımız olarak duyuracağım bir basın toplantısı düzenledim. | Open Subtitles | لقد رتّبتُ لعقد مؤتمر صحفي لإعلانك شاهد الإدّعاء الرئيسي خاصّتي |
| Kamera, ekip ve Arena basın konferansı senin işin. | Open Subtitles | حسنا معك كاميرا و طاقم عمل و مؤتمر صحفي غدا |
| Yıllar önce Irak'taki bir basın toplantısında George Bush'a atılan ayakkabılardı onlar. | TED | والتي تم رميها على الرئيس الامريكي جورج بوش في مؤتمر صحفي في دولة العراق منذ عدة سنوات |
| Savunma Bakanı Broke Verses, bu öğleden sonra düzenlenecek Basın toplantısına hazır, | Open Subtitles | وزير الدفاع بروك فيرسيس، على استعداد لعقد مؤتمر صحفي بعد ظهر اليوم |
| 30 dakika içinde basın toplantım var, ve sanırım gizemli katil kadın hakkında oldukça sert sorularla karşılaşacağım. | Open Subtitles | لديّ مؤتمر صحفي خلال ثلاثون دقيقة وإعتقادي، أني سأواجه أسئلة عدوانية جداً حول هذه الأنثى القاتلة الغامضة |
| Hayır, ben hoteldeyim. Yapmam gereken bir basın toplantısı var, unuttun mu? | Open Subtitles | لا ما زلت في الفندق ما زال معي مؤتمر صحفي اتذكر ؟ |
| O çocuğun geleceğinde utanç verici bir basın toplantısı olacak bak. | Open Subtitles | أجزم بأنه سيكون هناك مؤتمر صحفي محرج في مستقبل ذاك الولد |
| Bir basın toplantısı yapıp Hannah'ın hikayesini anlatmasına izin verelim mi? | Open Subtitles | ماذا لو قمنا بعمل مؤتمر صحفي لجعل هانا تحكي قصتها ؟ |
| Ve sonra, tabi ki, NASA ayrıca büyük bir duyuru yaptı ve Başkan Clinton Mars gezegeni'nin bu inanılmaz keşfi hakkında bir basın toplantısı düzenledi, | TED | ومن ثم ,بالطبع وكالة ناسا كان لها ايضاً إعلان كبير وقام الرئيس كلينتون بعمل مؤتمر صحفي حول هذا الاكتشاف المُدهش حول الحياة في نيزك مريخي |
| Bir basın toplantısı yapıp herkese dua etmesini söylemeyeceğim. | Open Subtitles | أنا لَنْ أَتّصلَ مؤتمر صحفي ويُخبرُ كُلّ شخصَ للبَدْء بالصَلاة. |
| Uğraşıyorum. Başkan bu konuda bir basın toplantısı düzenlemek istiyor. | Open Subtitles | أعمل على ذلك ، طلب الرئيس عقد مؤتمر صحفي كامل بهذا الخصوص |
| Rodny gelemez. Bu insanlar için basın toplantısı. Hayvanlar giremez. | Open Subtitles | هذا مؤتمر صحفي للناس غير مسموح بالحيوانات |
| Dinle, bir basın toplantısı düzenleyip, yaratıcı farklılığıyla ilgili bir demeç verdim bile. | Open Subtitles | لقد قمت بعمل مؤتمر صحفي لاحداث فروق خلاقة |
| Polislerin avukatları, dün bir basın toplantısı düzenledi. | Open Subtitles | البارحة في مؤتمر صحفي تناول المدّعي العام هذا التسجيل في مؤتمر صحفي |
| aynı adam bir gün içinde, Amerikan tütün tarlalarının yakıp yıkılması için bir basın konferansı düzenleyip sonra özel jet uçağı ile Çiftçi Yardımı'na gidip göstermelik traktör kullanıyor... | Open Subtitles | هذا الرجل نفسه، في يوم واحد في مؤتمر صحفي يتهم حقول التبغ الأمريكية لكي تقطع وتحرق، |
| Burada yarın doğa koruma alanında bir basın konferansı vereceğim ve dünyaya bu orman yok edilirse, ne kaybediyor olduklarını göstereceğim. | Open Subtitles | .إذاً،هنا. غدا يتم عمل مؤتمر صحفي في الغابة و يرى العالم |
| Burada senin yapman gereken... düzenlediğim basın toplantısında formülün etkisini Phleer'e kanıtlaman. | Open Subtitles | كل ما عليك فعله هو اثبات أن الصيغة تعمل في مؤتمر صحفي أعده بنفسي |
| Numaramı yayınladıktan sekiz hafta sonra, bir Basın toplantısına giriş izni aldım, anketlerde öne çıkan adayla | TED | بعد نشر رقمي ب 8 أسابيع، حصلت على رخصة صحفي لدخول مؤتمر صحفي للمرشح الأقوى بناءً على استطلاعات الرأي. |
| Belediye başkanıyla on dakika sonra basın toplantım var. | Open Subtitles | حصلت مؤتمر صحفي مع رئيس البلدية في 10 دقيقة |
| Evet, bir basın konferansında ona baba diye hitap ettim bu yüzden daha sonra bu hitabı kullanmaya karar verdim. | Open Subtitles | نعم، لقد ناديته بأبي ذات مرة في مؤتمر صحفي من وقتها قررت أن أستخدم لقبه طوال الوقت |
| Birkaç dakika içinde Belediye Başkanı Belediye binasında basın açıklaması yapacak. | Open Subtitles | سوف يقوم المحافظ بعقد مؤتمر صحفي في مقر المحافظة خلال لحظات |
| Tamam, ilk olarak 11:00'de bir basın toplantımız var. | Open Subtitles | حسناً ، أولاً لدينا مؤتمر صحفي حتى الحادية عشر. |
| Başkan bir saat içinde basın toplantısıyla Teşkilât'a teşekkür edecek. | Open Subtitles | الرئيس سيقوم بشكر الوكالة في مؤتمر صحفي خلال ساعة. |