| Gerçi artık kimsede kalmadı ama. | Open Subtitles | بالتأكيد, او يمكنني أن أعمل أشرطة فيديو مع أنها ماعادت تستعمل |
| Oradaydı ama artık yaşamıyordu... | Open Subtitles | كانت موجودة.. ثم ماعادت موجودة |
| Dışarısı soğuk ama artık soğuğu hissetmiyor. | Open Subtitles | إنّها بالخارج، ولكن... ربّما ماعادت تشعر بالبرد. |
| Hayır, maalesef, artık değil. | Open Subtitles | لا.. وبشكل مأساوي ماعادت كذلك |
| Yani artık kimseyi öldüremez. | Open Subtitles | ماعادت تلك وسيلة لقتل الرجل |
| artık işe yaramıyor. | Open Subtitles | وإنّها ماعادت تنجح ببساطة. |
| Dolayısıyla Essi artık masallarını anlatmayı bıraktı. | Open Subtitles | في (فيرجينيا)، لذا ماعادت إيسي) تقصّ حكاياها). |
| Aslında Casterly Kayası'nın artık pek bir değeri yok. | Open Subtitles | (الحقيقة هي أن (كاستلي روك ماعادت تستحق الكثير. |