Bence Charlie Frobisher beni mutlu etmek için bundan daha fazlasını yapardı. | Open Subtitles | أعتقد أن تشارلي فروبيشر سيفعل ما هو أكثر من ذلك ليبقيني سعيدة |
O adam yıllarca bir şişe viskiden çok daha fazlasını sildi süpürdü. | Open Subtitles | سرق ذلك الرجل ما هو أكثر من قنينة ويسكي على مدار السنين |
Anlıyorum. Tabii daha fazlasını da anlıyorum. | Open Subtitles | أجل ، أفهم ذلك وأستطيع أن أفهم ما هو أكثر من ذلك |
Olanları duymak istiyorsan bir kahveden fazlası gerek. | Open Subtitles | أنا سأحتاج إلى ما هو أكثر من القهوه، إن أردت أن تسمه ما حَصَل |
Beni kandırmak için koyu saçlar ve güzel gözlerden fazlası gerek. | Open Subtitles | سيتطلّب الأمر ما هو أكثر من شعر غامق اللون و عينان جميلتان لخداعي |
Benden çok daha fazlasını istiyorsun bayan. | Open Subtitles | أنت تريدين ما هو أكثر من هذا مني يا سيدتي |
O çocuğa bir kere daha vurursan, sana selam vermekten daha fazlasını yapacağım. | Open Subtitles | إذا ضربت الفتى مجدداً سأفعل ما هو أكثر من تحيتك |
Biliyorum. Aşçılıktan daha fazlasını yapabiliyorum. | Open Subtitles | أعرف , أستطيع أن أفعل ما هو أكثر من الطهى |
O şey kafana bir dilden daha fazlasını eklemiş anlaşılan. | Open Subtitles | يبدو أن هذا الشئ قد وضع ما هو أكثر من مجرد لغة الغرباء فى عقلك |
Bundan daha fazlasını ne sana ne de kimseye yapmadım. | Open Subtitles | لم أفعل ما هو أكثر من هذا لكي أو لأي شخص آخر. |
Bu arada anlaşma bir öpücükten daha fazlasını gerektiriyor. | Open Subtitles | بالمناسبة، الامر سيحتاج إلى ما هو أكثر من قبلة |
Şunu bil yeter, eğer plana sadık kalmazsan izlemekten daha fazlasını yapacağım. | Open Subtitles | فقط إعلم أننى سأفعل ما هو أكثر من مشاهدتها إذا كنت لن تلتزم بالخطة |
Senden, bu çöplükteki başka herkesten daha fazlasını beklemek hiç adil değildi. | Open Subtitles | لقد كان غير عادلٌ مني كليّاً توقّع منكِ ما هو أكثر.. من أيّ شخصٍ آخر في هذه النفاية.. |
Belki de benim trafikteki bir şeylerden daha fazlasını yapabileceğimi düşünmüştür. | Open Subtitles | ربما يعتقد بأنّي يمكنني أن أقدم ما هو أكثر من تفريغ ازدحامات السير |
Suyun aşırı hızlarda hareket ettirilmesiyle meydana gelir, ve küçük bir yengeci korkutmaktan daha fazlasını yapabilir. | Open Subtitles | تحدث أينما يُدفع الماء عنوةً للجريان بسرعات هائلة، وفي جعبتها ما هو أكثر من إخافة سرطان صغير. |
Kıta kayması dünyaya şekil vermekten çok daha fazlasını yaptı. | Open Subtitles | لكن الانجراف القاري تسبب في ما هو أكثر من تشكيل الأرض |
Tabii eski eşinden daha fazlasını kaybetmekle ilgilenmediysen eğer. | Open Subtitles | إذا لم تكونِ مهتمة بفقدان ما هو أكثر من زوجك. |
Bence bunun için bir yürüyüşten daha fazlası gerek. | Open Subtitles | أعتقد أنه سيلتزم ما هو أكثر من المشي |