| - Önemli olan da bu. - Bunlarla yürüyebileceğimden emin değilim. | Open Subtitles | هذا ما يهم لست متأكدة إن كنت قادرة على المشي بهم |
| Demek istediğim, burası rehabilitasyon merkezi değil ve Önemli olan da bu. | Open Subtitles | أنا أعنى هذا ليس منزل منتصف الطريق و هذا كل ما يهم |
| önemli olan sadece verilen bilgi ve tavsiyenin kalitesi mi? | TED | هل ما يهم حقا هو فقط نوعية النصيحة و المعلومات؟ |
| Siyaset sınırlı bir alandır; en önemli mesele toplumun ahlaki yapısıdır. | TED | السياسات هي مجال مقيد؛ ما يهم حقا هو الطبيعة الأخلاقية للمجتمع. |
| Konularının ne olduğu önem taşımıyor. Adayların otoriteye karşı durabilme istek ve yetileri burada mühim olan. | TED | لا يهم حقًّا موضوع التصريحات، ما يهم هو أن المرشحين مستعدون و قادرون على الوقوف ضد سلطة. |
| Yıllardır öğrendiğim en önemli şey, biz politik doğruluğa odaklanmış durumdayız fakat daha önemli olan şey duygusal doğruluktur. | TED | حسناً ، أكبر شيء حصلت عليه هو أنني وخلال عقود ركزنا فقط على الصحيح سياسيا، لكن ما يهم أكثر هو الصحيح عاطفيا |
| Sonuçta, nasıl büyüyorsun ve Önemli olan da bu. | TED | لأن في نهاية المطاف هذا هو الأسلوب الذي تكبر من خلاله وهذا ما يهم |
| Birlikte olacağız. Önemli olan da bu, değil mi? | Open Subtitles | وسوف نكون لبعضنا البعض, وهذا هو ما يهم فى الأمر |
| Baktıkları tek şey, partiye sadık olup olmaman. Önemli olan da bu değil mi? | Open Subtitles | ما يهم هو اذا كان شخصا عنده ولاء للمجموعة |
| Ama kafanı dinlendirmiyorsun, zihnin çok meşgul, Önemli olan da o. | Open Subtitles | إن عقلك نشيط بشكل زائد و العقل هو ما يهم يا عزيزي |
| Seni seviyorum, sen beni seviyorsun, Önemli olan da bu. | Open Subtitles | أنا أحبك و أنت تحبينى وهذا هو كل ما يهم |
| Doğru yola girebiliriz, eğer önemli olan şeyi ölçebilirsek ve ölçersek. | TED | يمكننا العودة للمسار الصحيح، إذا كان بإمكاننا معرفة ما يهم حقًّا. |
| Bir kilise yapıyoruz. Ve asıl önemli olan konu budur. | Open Subtitles | حسنا، والان يتم بناء كنيسة وهذا هو كل ما يهم. |
| - Bütün mesele halüsinasyon görmediğimdir. - Bir saniye. Bekle. | Open Subtitles | كلُّ ما يهم أني لم أكن أهذي واو، تريّث، أنتضر |
| Gerçekten mühim olan, temelde insanların duygularıyla ulaşmak. | TED | ففي الواقع ما يهم فعليا هو التلاعب بمشاعر الناس. |
| Artık en önemli şey Alman tanklarının hazırlık yapıyor olması. | Open Subtitles | كل ما يهم الآن هو أن الألمان حشدوا دباباتهم |
| Fakat bu önemli değil. Esas önemli olan gelecek; | Open Subtitles | لكن هذا لا يهم، ما يهم هو المستقبل، التخطيط للمستقبل |
| Bunu şahsi olarak alma. Hala buradayız ve bu da büyük bir sorun. | Open Subtitles | لا تآخذ الأمر بصفة شخصية ، فنحن هنا الآن وهذا كل ما يهم |
| Tek önemli olan seni seven babanın sözlerine kulak vermen. | Open Subtitles | كلّ ما يهم هو أنّكَ مُنتبهٌ لكلمات والدك الذي يحبّك. |
| Biz neyin önemli olduğuna odaklandığımızda istediğimiz hayatı sahip olduğumuz zaman içinde kurabiliriz. | TED | وعندما نركزُ على ما يهم يمكننا بناء الحياة التي نريدها في الوقت المتاح لنا. |
| Acılar alev alev devam ediyorken bir gece ya da iki yıl geçmiş Ne fark eder? | Open Subtitles | ما يهم إنّ كانت علاقتكما ليلة عابرة أو سنتين حينما يبقى الألم مشتعلًا؟ |
| Biz, iyi günde kötü günde mutlu olduktan sonra bunun ne önemi var ki. | Open Subtitles | بقاءنا معاً أثناء الصحة و المرض هذا هو ما يهم فعلاً |
| - önemli olanda bu. Ve üstüne üstlük mole yapacaksın. - Evet. | Open Subtitles | هذا كل ما يهم و ستُعد وجبه المولي ولا اقل من ذلك - اجل - |
| İkimiz için de önemli olan şey bana bir burs almak. | Open Subtitles | ما يهم كلا منا هو بالنسبة لي للحصول على منحة دراسية. |
| Adamın kim olduğunun bir önemi yok, önemli olan kafamın içinde tekrarlayan o cümle: "Sonuna kadar desteye dokunmayacağım." | TED | لا يهم من كان الرجل كل ما يهم أن الجملة كانت تتكرر في رأسي: "لن ألمس الورق حتى النهاية" |