| Biri bir fanatik. Bazıları müdahale etmeye kalkıp, sorun çıkarabilirler. | Open Subtitles | احداهم متعصب له اتباع قد يكون هناك بعض الشغب |
| Dilenmenin altı ekolü vardır çığırtkan müzisyen, tırlatmış gazi sakat, yalandan sakat, fanatik dinci ve kafayı yemiş adam. | Open Subtitles | هناك ستة مجموعات للتوسل موسيقى سيئة , محارب فاشل , معاق معاق مزيف , متعصب ديني ورجل مجنون |
| DB: Ama bunu söylemek neredeyse yasak ilan edildi, bunu söylemek nasılsa senin bir çeşit bağnaz olduğuna işaret ediyordu. | TED | ديڤيد برووكس: لكن أصبح غير مسموح به أن نقول أن، لأنها أصبحت كعلامة أنك بطريقة ما يجب أن تكون متعصب. |
| Doğru. Ben bir solcuya göre bağnaz biriyimdir. Gitmeliyim. | Open Subtitles | أنا متعصب حقا لكن لليسار أنا مضطر للذهاب الى هناك قولي شيء مشجعا بسرعه |
| Hepinizin içerisinde dışarı çıkmayı bekleyen gizli bir cinsiyetçi, ırkçı veya yaş ayrımcısı olduğunu söylemiyorum. | TED | لا أقول بأن من بينكم جميعا، متعصب للجنس متخف أو عنصري أو متطرف في دواخلكم ينتظر الفرصة للظهور. |
| Barış antlaşmasından dolayı zarar görmüş Xandaria kültürü, benim kültürüm yok olana kadar rahat etmeyecek bir Kree fanatiği! | Open Subtitles | متعصب من آهل كري، غاضب من معاهدة السلام الذي لن يرتاح حتى تكون حضارة زندار، حضارتي تزال من الوجود |
| Dinlemeye devam etseydin ona Bay şey dediğimi duyardın Büyük yobaz. | Open Subtitles | لو واصلت الاستماع لسمعتيني اقول سيد متعصب |
| Şimdi de bizim için büyüme zamanı. Hayır, sen bağnazsın. | Open Subtitles | ولقد حان الوقت لنكبر - كلا، أنت متعصب - |
| Ben burada sizle konuşurken bir milyon fanatik resmimi indiriyor ve dart tahtası için çıktısını alıyor. | Open Subtitles | إذاً بينما أنا ماثل أمامك و أتحدث إليك هناك مليون متعصب يحملون صورتي و يطبعونها كرقعة |
| Çünkü bir fanatikti ve bir fanatik her zaman gizli bir şüphe taşır. | Open Subtitles | هذا لأنه متعصب. والمتعصب دائماً ما يُخفي أسرار. |
| Machk fanatik. Asla müttefikimiz olmaz. | Open Subtitles | لأن ماتشك متعصب ولن يصير حليفًا لنا أبدًا |
| Tam bir fanatik. Yandaşları da çekiciliğine kapılıp... | Open Subtitles | إنه متعصب وله أنصار يتبعوه بدون تردد |
| Aradığımız üç terörist kadar fanatik. | Open Subtitles | متعصب كالثلاثة الذين نبحث عنهم |
| O bir bağnaz, ve galaksideki her insan varlığının tam egemenliğine teslim olmuştur. | Open Subtitles | إنه متعصب دينياً عازم على السيطرة على كل مَن بالمجرة |
| Tuttuğunu öpen, bağnaz ve yobaz herifin tekiydi ve hak ettiğinden daha uzun yaşadı. | Open Subtitles | لقد كان متعصب بخيل تمكن من أن يٌعمر أكثر من أغلب الجسور |
| O ayağı çıplak bağnaz beni hücrelerinden birine tıkmadan önce bu şehri mümkün olduğunca hızlı bir şekilde terk edeceğim. | Open Subtitles | سأرحل هذا البائسة المدينة بأسرع ما يمكن قبل أن متعصب حافي القدمين يلقي لي في واحدة من خلاياه. |
| bağnaz biri için normal gibi duruyordu. | Open Subtitles | بدا طبيعيا عن شخص متعصب هل ترك لك بطاقته؟ |
| Nefret dolu olduğunu, ırkçı olduğunu uğrunda çabaladığı hedefe yalnız kötülük getireceğini söyleyecekler. | Open Subtitles | ... سيقولون أنه شخص كريه, متعصب .. عنصري, سيجلب فقط الشر . لما كان يناضل من أجله |
| Alınmayın Bay Film fanatiği ama film kitabın yanına bile yaklaşamaz. | Open Subtitles | بدون الأهانة, سيد متعصب الأفلام لكني لا أعتقد ان الفليم كان جيد كما الكتاب |
| Bak Gary, eğer yobaz ya da ırkçıysan umurumda değil. | Open Subtitles | انظر , جاري , لا يهمني إذا كنت متعصب أو عنصري |
| O zaman sen bağnazsın? Neden bahsediyorsun? | Open Subtitles | إذاً, أنت شخصٌ متعصب |
| Bilmiyorum, takip edilmeme konusunda çok tutucu. | Open Subtitles | - لا أعرف أين يعيش - انه متعصب بشأن عدم ملاحقته |
| Dünya çapında Şovenist Ari Gold'un taşakları iki kadının ellerinde. | Open Subtitles | مذهل خصيتا أكبر شوفيني متعصب تُطبق عليهما امرأتان |
| Bu tek bir fanatiğin suçu değil Sırbistan, bu suikastla Avusturya-Macaristan'a savaş ilan etmiştir. | Open Subtitles | -هذه ليست جريمة متعصب واحد -فالاغتيال يمثل إعلان صربيا للحرب على الإمبراطورية النمساوية-المجرية |