Hayatını 5 dolarlık bağış için yalvararak ve bürokratlarla tartışarak geçirdiğinde sonra bana gelip 'bunları bırakıp kırık kemikleri onarmalıyız ve kafadaki ölümcül illeti yok etmeliyiz' diyebilirsin. | Open Subtitles | عندما تقضين حياتك في النقاش مع البيروقراطيين وتركعين على ركبتيك متوسلة |
Sonra, onu bağışlamam için yalvararak canına kıydı. | Open Subtitles | هي قامت بالانتحار متوسلة الي بالمغفرة |
Buraya yalvararak, beş parasız geldin. | Open Subtitles | تأتين هنا متألمة متوسلة |
Bu verileri beyninizden silemezsiniz, ama yalvaran, fakirleştirilen, hayatlarının kontrolünü ellerine almayan insanların klişeleşmiş görüntülerini silebilirsiniz. | TED | لا يمكنك حذف هذه البيانات من دماغك ولكن يمكنك حذف الصورة النمطية في دماغك - صورة شعوب فقيرة متوسلة لا تريد أن تسيطر على حياتها. |
Ayaklarıma kapanıp bana yalvaran sendin! | Open Subtitles | وقعتِ بحبي وجئتِ إليّ متوسلة |
Diz çöküp yalvararak değil. | Open Subtitles | وليس متوسلة علي ركبتيّ |
Blake'in Ejder'i, sarmal kuyruğuna takılmış yalvaran bir kadının üzerinde durur. | Open Subtitles | تنين (بلايك) يقف أعلى امرأة متوسلة عالقة بين ثنايا ذيله |