| Bu sanki,... aynı kötü Meksika yemeği gibi, bilincimi dağlıyor. | Open Subtitles | انها فقط تلك الرسومات تحرق العقل مثل الطعام المكسيكى الفاسد |
| Bu zevk meselesi, Çin yemeği gibi. | Open Subtitles | انها مسألة تذوق مثل الطعام الصيني |
| Meninin tadı çin yemeği gibi midir? | Open Subtitles | هل طعم السائل المنوي مثل الطعام الصيني؟ |
| Tıpkı yenip kusulan yemek gibi. - İğrenç DiNozzo. | Open Subtitles | دعينا نقل إنه ذوق مطلوب مثل الطعام المتقيأ |
| Bir kaç şey almaya ihtiyacım var, yemek gibi. | Open Subtitles | سوف احتاج الي القليل من الاشياء رغم ذلك مثل الطعام |
| Ancak, Yiyecek gibi koşulsuz uyarıcıları, bir zil sesi gibi önceden etkisiz nötr olan bir şeyle ilişkilendirdiğimizde, bu nötr uyarıcı, koşullu bir uyarıcı hâline gelir. | TED | لكن عندما نربط مثير طبيعي مثل الطعام مع مثير محايد مثل صوت الجرس، يصبح صوت الجرس مثير صناعي. |
| Yiyecek gibi. | Open Subtitles | هذا مثل الطعام فقط ضعيه في فمكِ |
| -Polonya yemeği gibi mi? | Open Subtitles | ماذا, مثل الطعام البولندي? |
| Bayılmadan önce herkes yemek gibi görünmeye başlamış mıydı? | Open Subtitles | هل بدأ كل الطلاب بالتحول مثل الطعام |
| yemek gibi. Biraz zaman gerekiyor. | Open Subtitles | انها مثل الطعام المخمر , تأخذ وقتاً |
| Midilliler de yemek gibi çürür, değil mi? | Open Subtitles | المهور مثل الطعام أليست كذلك؟ |
| Bu yarı hazmedilmemiş Yiyecek gibi. | Open Subtitles | هذا مثل الطعام النصف مهضوم. |
| Yiyecek gibi kokuyorsun. | Open Subtitles | رائحتك مثل الطعام |
| Bana Yiyecek gibi bakıyordun. | Open Subtitles | إنك تحدّق بي مثل الطعام! |