| kağıt gibi, çok esnek bir malzemeden yapılmış olmalarına rağmen dayanırlar, bozulmazlar. | TED | وهي تدوم طويلاً، على الرغم من أنهم صممت من مادة مرنة، مثل الورق. |
| Yani sıfır voltajda, madde uyumlu. kağıt gibi gevşek. | TED | حتى تحت جهد كهربي صفر فالمواد غير متوافقة إنها مرنة مثل الورق |
| Daha fazla hokey topu gibi görünen ıslak kağıt gibi tat veren işlenmiş tavuk yemeyeceksin. | Open Subtitles | لا مزيد من الدجاج المُجهَز الذى يشبه قرص الهوكى و طعمه مثل الورق الرطب |
| Tanrım, onun teni tamamen siyahtı ve kağıt gibi pul pul dökülüyordu. | Open Subtitles | يا الله، بشرته، كانت كلها سوداء و تتساقط مثل الورق |
| - Glütensiz bademli kurabiye. Ah. Tadı bu yüzden karton gibi. | Open Subtitles | كعكة جلوتين خالية من اللوز إذاً من المفترض أن يكون طعمه مثل الورق المقوى |
| Tadı karton gibi ve üstüne peynir sıkılmış gibi. | Open Subtitles | ان مذاقها مثل الورق المقوى ورذاذ الجبن |
| O metalleri kağıt gibi yırttım. | Open Subtitles | لقد مزقت تلك الأسلاك الحديدية مثل الورق |
| Çok garip. O metalleri kağıt gibi yırttım | Open Subtitles | لقد مزقت تلك الأسلاك الحديدية مثل الورق |
| Bir kağıt gibi lime lime edilmişti. | Open Subtitles | كانتْ ممزّقة مثل الورق... |