| işler düzeliyor. sosyal bozulma vardı ama bir kez motorlar güç üretmek için kullanıldı ve tüm durumlar, her şey düzene oturdu. | TED | كان هناك إرتباك مجتمعي ولكن بمجرد أن تم إستخدام الماكينات لتوليد الكهرباء بجميع المواقف الأمور بالفعل إستقرت |
| "İyi tavrımı" kaybetmişim ve bu benim "sosyal ilişkilerimi ve notlarımı olumsuz etkiliyor" muş. | Open Subtitles | يبدو انني خسررت الموقف الأيجاابي التأثير السلبي على مجتمعي والتفاعلات والدرجاات |
| Böylece biraz para kazanırım ve topluma faydalı bir birey olurum. | Open Subtitles | لأصبح بفضل هذه النقود، عنصراً فعّالا في مجتمعي |
| Basketbol sahaları istenmeyen kişileri topluma çekiyor. | Open Subtitles | ملاعب كرة السله تجذب الأشخاص الغير مرغوب إلى مجتمعي |
| Yarın bir cemiyet toplantısı var. | Open Subtitles | هنالك لقاء مجتمعي غداً |
| Çabasını, barış ve iyilik hâli sağlayacak bir toplum merkezi tasarımı için harcadı. | TED | وجاء ذلك على هيئة تصميم لمركز مجتمعي للمصالحة والعافية. |
| Benim toplumumdan çıkan birçok şeyin İngiliz Müzesine nasıl vardığıyla ilgili çok ilginç ve farklı bir hikaye anlatabilirim fakat bunun için zamanımız yok. | TED | استطيع ان احكي تاريخ شيق ومختلف عن كيفية وصول الكثير من تراث مجتمعي الى المتحف البريطاني، ولكن ليس لدينا الوقت لذلك. |
| Ben artık, budist topluluğumda beşinci seviye bir lazer nilüferim. | Open Subtitles | في الحوض الساخن لصديقي أنا الآن بالمستوى الخامس لليزر اللوتس في مجتمعي البوذي |
| Ama baba, yapma, biliyorsun halkıma yardım etmeyi seviyorum. | Open Subtitles | ان اقاضي باركر ميسن بسبب تاخيرة في ارجاع كتاب للمكتبة لكن، أَبّ، تعال أنت، تَعْرف أَحبُّ مُسَاعَدَة مجتمعي |
| Benim toplumumda altı ve dokuz yaş arasındaki bir erkek çocuk babasının ineklerinden sorumludur. Bu benim için de böyleydi. | TED | لذا ولد، من عمر ٦ الى ٩ سنوات ، في مجتمعي مسئول عن أبقار أبيه، وهذا الأمر ينطبق علي. |
| Artık her kimsen şu an masaj, striptiz veya icra edeceğin sosyal performans için uygun bir zaman değil. | Open Subtitles | أيّاً كنت، هذا ليس وقتاً مناسباً لتدليك أو رقص تعري أو أيّ عمل مجتمعي ربما تقوم به. |
| Yani, baktığımız şey, eşitsizlikle ilişkili genel sosyal bozukluktu. | TED | لذا ما ننظر إليه الآن هو تعطيل مجتمعي مرتبط بوجود عدم المساواة الإجتماعية . |
| Okul, kilise ya da sosyal merkezler gibi. | Open Subtitles | كالمدرسة,الكنيسة او مركز مجتمعي |
| - Ben topluma karşı tehdit değilim. - Sen toplumdan mısın? | Open Subtitles | . أنا لا أشكل خطراً على مجتمعي - هل أنت المجتمع ؟ |
| - Sırtımı topluma döndüm. | Open Subtitles | -خمسة، ستة -لقد خذلت مجتمعي |
| - Dinle bak yarın cemiyet toplantısı var. | Open Subtitles | اسمع، هنالك لقاء مجتمعي غداً |
| Önerim şu: Bir konu seçin ve toplum içinde diyalog başlatın bunu yakın çevrenizde yapın. | TED | اقتراحي: اختيار موضوعً وبدء حوار مجتمعي في عنق الغابة. |
| Eksiden yaşadığım toplum sadece kutlamayı düşünürdü. | Open Subtitles | مجتمعي القديم كان يفكر فقط في الاحتفالات |
| O, siktiğimin çirkin ve bir boka yaramaz götünü, benim sahil toplumumdan uzak tut! | Open Subtitles | أبقي مؤخـّرتك البشعة خارج مجتمعي الشاطئيّ |
| diğer tarafta olana ve ona içinde büyüdüğüm toplulukta, Belçika'da Holocaust'tan kurtulanlar arasında baktım ve benim topluluğumda iki grup vardı: | TED | أبحث في المجتمع الذي كنت قد كبرت فيه ، الذي كان المجتمع في بلجيكا، جميع الناجين من محرقة اليهود، و في مجتمعي كانت هناك مجموعتين: أولئك الذين لم يموتوا ، وأولئك الذين عادوا إلى الحياة. |
| "Albuquerque İstikamet Ev" adında bir programımız vardı. Bu, süreğen evsizlere ev sağladığımız Önce Ev modeliydi. Bunu farklı bir şekilde yapacağımızı halkıma anlattığımda, doğru şeyi yapmanın akıllıca bir yolu var dedim. | TED | لدينا برنامج اسمه "منزل واجهة ألباكركي" نموذجٌ أولي للإيواء حيث نأوي المشردين الدائمين، وعندما أخبرت مجتمعي بأننا سنقوم بهذا بطريقةٍ أخرى، قلت لدينا طريقة ذكية للقيام بالعمل الصحيح. |
| Ama gerçek şu ki benim toplumumda eğitilmiş kadından korkulur. | TED | ولكن الحقيقة هي أن مجتمعي يخاف من المرأة المتعلمة. |