Şu anda yanındaymış gibi konuşabilirsin. | Open Subtitles | يمكنك محادثتي , كما لو كنت أقف بجانبك أين أنت ؟ |
Benimle radyodan mı konuşman gerekiyor? . | Open Subtitles | لمَ عليك محادثتي على الرادبو؟ |
Benimle konuşmayı kabul etmeyeceğini düşündüm. | Open Subtitles | لم أتوقع أن توافق على محادثتي بملء إرادتك. |
Hemşireler ya da başka birisi benimle konuşmak isterse beni sadece bu numaradan arasınlar. | Open Subtitles | إن أرادت الممرضات أو أي أحد آخر محادثتي, فأنا متاح في هذا الرقم فقط. |
Osiri'yle konuştuktan dört gün sonra Fry'ın "Görev Birliği" tarafından bir uyuşturucu operasyonunda öldürüldü. | Open Subtitles | بعد أربع أيام من محادثتي له أوسيري قتل في غارة للمخدارت قيدت بواسطة رجال فراي للمهام |
Ne yani, beni aşağıya indirmek için mi konuşacaksın? | Open Subtitles | ماذا , تريدين محادثتي على حافة المبنى؟ |
Ve insanlar bize , daha önce ki gürültü gibi sözlü saldırıda bulunduklarında konuşmaya başlayalım. | TED | ولنبدأ بالتحرك والاعتراض عندما يقوم أحدٌ ما بإزعاجنا بتلك الضوضاء التي أسمعتكم إياها في بداية محادثتي |
Benimle bu ofisin içerisinde böyle konuşamazsın. konuşamazsın işte. | Open Subtitles | لا تستطيع محادثتي بذلك الشكل في المكتب لا تستطيع , أنا رئيسك |
Bugünkü Konuşmam, eğer iş hayatında yer almaya karar verdiyseniz size vereceğime mesajlar hakkında. Bence üç temel mesaj var. | TED | محادثتي اليوم عن ماهي الرسائل ان كان البقاء ضمن القوى العاملة هو ماتريد. وأعتقد ان هنالك ثلاثة رسائل. |
Biraz geri gideceğim, konuşmamı hatırlatmak için dikkatiniz üzerine bir tahminde bulunacağım | TED | ولنستعيد انتباهكم. أريد أن أقوم بتنبؤ عن انتباهكم الآن بالنسبة لما تبقى من محادثتي. |
Hissetmen doğal. Benimle bu tür konuları konuşabilirsin. | Open Subtitles | لا بأس إن كنتَ شعرتَ بذلك، بوسعكَ محادثتي عن تلك الأمور |
İhtiyacın olursa her zaman benimle konuşabilirsin. | Open Subtitles | تعلمين أنّ بإمكانك محادثتي دوماً إن اِحتجتِ لذلك |
Pekala, FBI işiyse benimle konuşabilirsin. | Open Subtitles | ،حسناً، إن كان جزءاً من عمل مكتب التحقيقات فعليكِ محادثتي |
Benimle konuşman gerekiyor. | Open Subtitles | يجب عليكِ محادثتي |
Jenny,benimle konuşman lazım. Telefonu kapatma. | Open Subtitles | (جيني) ، عليك محادثتي ، إلتقطي الهاتف |
Neden orada durup özel bir konuşmayı dinliyorsun? | Open Subtitles | لما كنت تقف هناك وتستمع الى محادثتي الخاصه |
CR: Bu kadar insanla konuşmayı kapatırken ben daima şu soruyu sorarım: Hangi durumdaki zihin ne kalitedeki bir zihin en iyi şekilde hizmet edebilir? | TED | ش.ر: حين أختم محادثتي مع الكثير من الناس دائما أسألهم هذا السؤال: ما هي الحالة الذهنية، أو الصفة العقلية، التي أسدت لك أكبر معروف؟ |
benimle konuşmak istediğiniz yasal mevzu nedir? | Open Subtitles | الآن، ماهو الأمر القانوني الذي تريدين محادثتي به |
Ve gelecek sefer bana ihtiyacın olduğunda, gelecek sefer benimle konuşmak istediğinde beni mezarının üzerinde dans ederken bulacaksın. | Open Subtitles | و انه في المره القادمه تحتاجيني فيها في المرة القادمة التي تريدين محادثتي شوف تجديني ارقص على قبره |
CIA'cilik oynayan çocuklarla konuştuktan sonra gözlem yerine geri döndük. | Open Subtitles | بعد محادثتي مع عملاء وكالة الإستخبارات المركزية. عدنا للمركز. |
Önce benimle konuşacaksın, sert çocuk. Ne var? Bir şeyler yapsana. | Open Subtitles | يجب عليك محادثتي أولاً |
Burada çalışmak zorundaysanız, neden benimle böyle arkadaşınız gibi konuşmaya bir son vermiyorsunuz, hanımefendi? | Open Subtitles | بـ ما أنكِ تعملين هنا توقفي عن محادثتي وكأننا رفاق |
Sana söyledim, ben uyurken benimle konuşamazsın. | Open Subtitles | . أنا أخبرتك، لا يمكنك محادثتي وأنا نائمة |
Konuşmam için bir otobiyografi yazmak bile yaşamımdaki her şeyin on yıl içinde değiştiğini fark etmemi sağladı. | TED | حتى كتابة نبذة عن محادثتي هذه جعلتني أدرك أن كل شيء في حياتي تغير في غضون عقد من الزمن. |
konuşmamı Peter Madawar adındaki büyük bir bilimciden alıntı yaparak sonlandırmak istiyorum. | TED | وأود أن أنهي محادثتي باقتباس من عالم عظيم يدعى بيتر مدوير. |