| Unutma, orada olduğunda, davacı sana soracak "Ben sahtekar değilim." | Open Subtitles | تذكر, عندما تكون على منصة الشهود ويسألك المدعي العام أنا لست محتالا |
| sahtekar değil! | Open Subtitles | انه ليس محتالا. |
| dolandırıcı olmak için hapse girmem gerekmiş. | Open Subtitles | و كان على أن أدخل السجن لأصبح محتالا |
| Hepsi bu kadar. İşte bunlardan hiçbiri gibi rol yapmamış. Yaptığı tek rol dünyaca ünlü dolandırıcı rolü. | Open Subtitles | أنت لا تفهمني أقول أن يبدو محتالا |
| Adam bir dolandırıcıydı. | Open Subtitles | كان الرجل محتالا. |
| - Neden fakültede bir sahtekâr isteyesin ki? | Open Subtitles | لماذا تريد محتالا كهذا في الكلية، على كل حال؟ |
| Profesör Stein bazı olumsuz bulgular gördü ve onun bir sahtekar olduğunu keşfetti. | Open Subtitles | رأى الأستاذ (ستاين) بعض الأشياء المثيرة للشبهة وإكتشف أنّه كان محتالا. |
| Yakalanmadan önce de Mike'ın sahtekar olduğunu biliyordum. | Open Subtitles | كنت أعلم أن (مايك) محتالا قبل أن يتم القبض عليه. |
| "Ben sahtekar değilim." | Open Subtitles | أنا لست محتالا |
| Ya da babasının bir dolandırıcı olduğunu parkta oynayan çocuklardan duymasını. | Open Subtitles | أو معرفة أن أبيها محتالا... من الأطفال في الملعب. |
| Ama ben bir dolandırıcı değilim. | Open Subtitles | لكنني لست محتالا. |
| Tony dedi ki Linda sizi dolandırıcı olduğunuz için terk etmiş olabilir. | Open Subtitles | قال (طوني)... أنّ... ربما (ليندا) قد رحلت بسبب كونك محتالا. |
| Bildiğin gibi Oyuncak Hikâyesi'nde uçamayan, hızlı konuşan bir dolandırıcıydı Buzz Lightyear. | Open Subtitles | تعرف ايضا انه في "قصة لعبة" بز لايتير) كان محتالا) سريع الحديث والذي لا يقدر ان يطير |
| İnan bana, bir sahtekâr yetiştirmek istemedim. | Open Subtitles | صدقيني ، لم أخطط أن أربي شخصا محتالا |