| Evet, pazarlık yapmak istiyorsan ellerini havaya kaldı. | Open Subtitles | نعم .. ضع يديك فى الهواء اذا كنت تريد مساومه |
| Bir pazarlık payı, hedeflerine ulaşmak çin bir alet. | Open Subtitles | ورقة مساومه و اناء ليحتوي كل احلامك في العضمه |
| pazarlık yaparken, maymun patilerini satarken sepetin içinde Indiana Jones'u ararken falan. | Open Subtitles | مساومه و تبيع كل كفوف قردك باحثاً عن اندينا جونز فى سله الخوص |
| - Al onu. pazarlık kozu olarak kullanabiliriz. | Open Subtitles | خذه ، قد نحتاجه كورقه مساومه |
| Açıkladığım gibi, pazarlık yok. | Open Subtitles | كما شرحت, لن تكون هناك مساومه |
| Başka pazarlık olmayacak. | Open Subtitles | لن يكون هناك مساومه |