| Eğer fark etmediyseniz, silahlar çoktan konuşmaya başladı. | Open Subtitles | في حال أنك لم تلاحظي فقد بدأ الإطلاق مسبقاَ |
| Bobby, Laughlin'deki işi de halletti. Sahibi çoktan parayı ödedi. | Open Subtitles | وضع " بوبي " تلك المقطورة في " لافلين " وجه لك المالك الدفع مسبقاَ |
| Şu zamana kadar çoktan bir Hollywood fan oluşumu tarafından yapılan sahneye çıkmam lazımdı. | Open Subtitles | بحلول الآن مفترض بي أن أكون ضيفة مسرح مبني مسبقاَ من قاعدة معجبي " هوليوود " |
| Evet, şunu söyleyebilirim solak bir katilimiz ve... ve önceden planlanmamış bir cinayetimiz var. | Open Subtitles | أجل قد أقول أن لدينا مجرم أشول وجريمة غير مقررة مسبقاَ |
| önceden uyarıyorum, haftaya final sınavı var. Hepiniz eksiksiz katılmalısınız. | Open Subtitles | كما حذرت مسبقاَ الاسبوع المقبل هو الاختبارات النهائية لهذا الفصل الدراسى و على الجميع ان يحرص على الحضور |
| Eğer kesmek isteseydin, bence çoktan keserdin. | Open Subtitles | أعتقد لو أردت فعل ذلك لكنت فعلته مسبقاَ |
| Daha evvelden de söylemiştim, ben çoktan işe gitmiştim. | Open Subtitles | كما قلت كنت ذاهبةَ مسبقاَ للعمل |
| - Çünkü Tim çoktan banknotların dijital kopyalarını gizli servise ve federal merkez bankasına yollamış. | Open Subtitles | لأن " تيم " أرسل مسحاَ رقمياَ مسبقاَ لها إلى الخدمة السرية والتدقيق الفيدرالي |
| Bence Patricia Kelly bu dairede öldürülmüş ve olay yeri inceleme de çoktan burayı incelemiş. | Open Subtitles | أفكر بأن " باتريشا كيلي " قتلت في هذه الشقة وأجري مسبقاَ مسرح الجريمة |
| Eğer akılları varsa çoktan bırakmışlardır. | Open Subtitles | لقد خبأوها مسبقاَ لو أنهم أذكياء |
| Nöbetçi listesine ismini çoktan yazdın mı? | Open Subtitles | أنت مسبقاَ وضعت إسمك على القائمة ؟ |
| Edmond babasını çoktan ele verdi. | Open Subtitles | " إدموند " تخلى مسبقاَ عن والده |
| Onu çoktan düşündüm ben. | Open Subtitles | فكرت بذلك مسبقاَ |
| Bence çoktan başım federal şerif teşkilatıyla dertte. | Open Subtitles | أظنني مسبقاَ في مشكلة معهم |
| çoktan yapmamışsa. | Open Subtitles | إن لم يكن فعلها مسبقاَ |
| Kartel çoktan karar verdi. | Open Subtitles | الشركة التزمت مسبقاَ |
| Peki, ya Hetty çoktan gitmişse? | Open Subtitles | ماذا لو رحلت " هيتي " مسبقاَ ؟ |
| Belki de çoktan yolladı. | Open Subtitles | ربما أرسلهم مسبقاَ |
| önceden de bilinen bir ilacı aldık ve en çok ihtiyaç olan bölgeye ulaştırdık. Vücuttaki toksiği azaltarak 12 kat daha iyi yanıt almamızı sağladı. | TED | لذلك أخذنا العلاج المعروف مسبقاَ وقمنا فقط بتوصيله موضعياَ للمكان الذي يحتاجه أكثر، أعطينا الفرصة لإستجابة أكثرة فعالية ب12 مرة، و حدّينا من تأثير السم المنظم. |
| Daha önceden de görüştük. Burada ne işiniz var? | Open Subtitles | نحن فعلناه مسبقاَ ماذا تفعلون هنا .. |
| Belki de önceden burada kalan biriyle birlikte kalmıştır. | Open Subtitles | ربما تشاركها مع أحد كان مسبقاَ يقيم هنا |