| Ne yapmaya karar verirseniz, onun için yapmak zorunda değilsiniz. | Open Subtitles | , مهما كان ما قررتما فعله , لستما مضطران لفعله من أجلها |
| Hiç anlamıyorsun, ondan vazgeçmek zorunda değiliz. | Open Subtitles | أنت لا تفهم، إننا لسنا مضطران للتخلي عنها. |
| Hadi, birlikte olduk ama evlenmiş gibi yapmak zorunda değiliz. | Open Subtitles | ويحكِ ، لقد مارسنا الجنس ،لسنا مضطران للزواج أو أي شيئ من هذا القبيل |
| O ne derse yapmak zorunda değiliz. | Open Subtitles | ،لسنا مضطران للإمثتال لما تقول تعلم |
| Ciddi olmak zorunda olduğumuzu söylemiyorum. | Open Subtitles | -ماذا؟ لا , أقصد أننا مضطران إلى أن نكون جادين |
| - Onu sevmek zorunda mıyız? | Open Subtitles | نحن مضطران إلى أن نحبها |
| Sorun değil... Konuşmak zorunda değiliz. | Open Subtitles | لا تقلق لسنَ مضطران للتحدث |
| İstemiyorsan gitmek zorunda değiliz. | Open Subtitles | لسنَ مضطران للذهاب |
| Hemen konuşmak zorunda değiliz. | Open Subtitles | لسنَ مضطران لمناقشته الآن |
| Gidip Sheldon'ın yardımını istemek zorunda olduğumuza inanamıyorum. | Open Subtitles | لا أصدق أننا مضطران لسؤال شيلدون) للعودة ومساعدتنا) |
| Bunu yapmak zorunda değilsiniz. | Open Subtitles | لستما مضطران لفعل هذا! |
| - Yapmak zorunda değiliz. | Open Subtitles | -لسنَ مضطران |