| O da yasemin kokulu bir mumu kullanmayacağını fark etti şu an. | Open Subtitles | والذي يدرك الآن بأنه ليس لديه أي استفادة من شمعة ياسمين معطرة |
| Sandal ağacı kokulu nehir suyunda doğduğunu bilmeden, tatlı safir, bal değmiş dili ile, ağzı açgözlü olamayacak kadar doluydu. | TED | وبأنها وُلدت في مياه نهر معطرة بخشب الصندل، ياقوتة حلوة اللسان كالعسل، كانت كثيرة جدًّا على جشعهم. |
| Kızlar çevrede kokulu mum varsa hemen çıkarırlar üstlerinde ne varsa. | Open Subtitles | الفتيات لا يمكنهن ترك قمصانهن عليهن وفي الأنحاء شمعة معطرة |
| Sadece sağlam bir tuvalet pompası ve büyük bir kokulu mum koy yeter. | Open Subtitles | نضيف فقط منفذا للهواء بقوة عالية وشمعة كبيرة معطرة |
| Jack Crawford'a Hannibal Lecter'ın kobalt mavisi yemek odasında oturduğumu gösterişli Leda'lı bitki bahçesini, kuğulu şömineyi ve köşede nöbet geçiren seni Jack Crawford'a anlatmamı. | Open Subtitles | لأخبر جاك كروفورد بأني جلست في غرفة العشاء الكوبالتية الزرقاء عند هانيبال ليكتر عشبة معطرة فاخرة |
| Ayrıca, lavanta kokulu mumlar zebra derili halı ve 3 katlı tuvalet kağıdı var. | Open Subtitles | أيضاً، شموع معطرة بالخزامى سجادة جلد الحمار الوحشي و ورق الحمام هو مناشف ثلاثي |
| Başlarda, Martine'in hala çocukluk dünyasında yaşadığı dönemde Martine'in kalbi %95 oranında yapışkan, mis kokulu şeylerle doluydu. | Open Subtitles | في البداية عندما كانت مارتين لا تزال طفلة كان قلبها مكوناً بأكمله من أشياء معطرة رومانسية |
| Bu kokulu kalemlere dayanamıyorum. | Open Subtitles | تعلم أني لا أحتمل هذه الأقلام معطرة الرائحة. |
| kokulu mu? Düğün davetiyelerin kokulu. | Open Subtitles | ذات رائحة , أنت ترسل الدعوات معطرة |
| Neden sanki iyi bir şeymiş gibi kokulu mumlardan bahsediyorsun? | Open Subtitles | لم تقول شموع معطرة وكأنها أمر جيّد؟ |
| Yine de kokulu şekerler için tuvaletinizi kullanmam lazım. | Open Subtitles | سأحتاج لاستخدام مرحاضك وعلبة معطرة |
| Hangi kokulu mumdan nefret ediyorum gibi ? | Open Subtitles | مثل ما هو شمعة معطرة أنني أكره؟ |
| Ve kokulu mum; banyo için. | Open Subtitles | وشمعة معطرة للحمام |
| Meyve kokulu o su... | Open Subtitles | هذه المياة معطرة بعطر الفواكة |
| kokulu mumlar falan. | Open Subtitles | ربما شمعة معطرة أو شيئا ما |
| Işıklar güzel, hava kokulu olmalı.. | Open Subtitles | الاضواء رائعة والأجواء معطرة |
| - kokulu bir mum. | Open Subtitles | -عن شمعة معطرة. -لا أعنيك أنت! |
| kokulu mum. | Open Subtitles | انها شمعة معطرة |
| Jack Crawford'a Hannibal Lecter'ın kobalt mavisi yemek odasında oturduğumu gösterişli Leda'lı bitki bahçesini, kuğulu şömineyi ve köşede nöbet geçiren seni Jack Crawford'a anlatmamı. | Open Subtitles | لأخبر جاك كروفورد بأني جلست في غرفة العشاء الكوبالتية الزرقاء عند هانيبال ليكتر عشبة معطرة فاخرة |
| Papa'ya Parfümlü bir mektup yazıp, yeni Mesih olduğunu ilan edebilirdi. | Open Subtitles | بإمكانه أَنْ يَكْتبَ للبابا رسالة معطرة ويَكْشفُ عن نفسه كمسيح منتظر جديد |
| Yeni Çağ'da ortaya çıkan şeylerden sadece götüme bir aromaterapi mumu dikmek istiyorum. | Open Subtitles | نزوتي في العصر الجديد هي إيلاج شمعة معطرة في مؤخرتي |