| Bu kullanma kılavuzunun yayınlanmış olan son sürümünde boss hakkında bilgiler var. | Open Subtitles | آخر أصدار من ذلك الكتيب للتو صَدَر و يحتوي معلوماتٍ عن الزعيم |
| Az önce eyleme geçirilebilir bir istihbarat olmadığını söyledin ama. | Open Subtitles | قلت لتوِك بأنه لم يكُن هناك من معلوماتٍ مفيدة |
| Bazı bilgileri vermeden önce sana güvenebileceğimden emin olmalıyım. | Open Subtitles | لابُد لي أن أتأكد تماماً حتى يمكنني الوثوق بكِ قبل إقحامكِ في معلوماتٍ مُعينة |
| Bu adam ulusal güvenliği tehdit edecek bilgiye sahip. Şimdi uyandırın onu. | Open Subtitles | إن هذا الرجل لديه معلوماتٍ حيوية للأمن القومي، أعده للوعي الاَن |
| Bu inançlar, dışarıdan gelen bilgiyi içine aldığında mesele sıklıkla, insanların hangi otorite ve kaynaklara güvendiğidir. | TED | حين تتضمن تلك المعتقدات معلوماتٍ خارجية، فإن القضية تتقلص لتركز على المصادر والسلطات التي يثق بها الناس. |
| Birkaç ay önce adamın teki evime geldi. Babamın nerede olduğuna dair bilgisi olduğunu söyledi. | Open Subtitles | منذ عدّة أشهر جاء رجل لشقّتي قال أنّ لديه معلوماتٍ عن مكان أبي |
| Söylemeliyim ki, çocuğun kimliği hakkında oldukça az bilgimiz var. | Open Subtitles | وغنيٌ عن القول أن لدينا معلوماتٍ قليلة جداً عن هويتهِ... |
| Oğlumun ölümüyle ilgili elinde yeni bilgiler olduğunu söylüyor. | Open Subtitles | تقول بأن لديها معلوماتٍ جديدة في ما يتعلق بموت ابني |
| Bize bu dosyaların gizli bilgiler içermediğini doğrulamamız emredildi. | Open Subtitles | أُمرنا أن نتحقّقَ من عدمِ احتواء هذه الملفّات على أيّة معلوماتٍ سرّيّة |
| Avcı Sitesi'nde de benzer bilgiler görmüştüm. | Open Subtitles | رأيتُ معلوماتٍ مشابهة على موقع الصيادين. |
| Onun hakkinda dogru dürüst istihbarat alabilmek için senelerdir ugrasiyoruz ama o çok dikkatli. | Open Subtitles | لقد كنّا نُصارع للحصول على معلوماتٍ أكيدة حياله لسنوات، لكنّه حذر. |
| Harris komutanına terörle ilgili istihbarat vermiş mi, bakar mısınız? | Open Subtitles | بأيَّةَ معلوماتٍ حيال تهديدٍ إرهابي؟ مهلاً, ألن نذهبَ معكَـ؟ |
| Rehinenin yeri hakkında istihbarat var mı? | Open Subtitles | هل لدينا أيَّةُ معلوماتٍ تشير إلى مكانِ إحجتازِ الرهينة؟ |
| bilgileri toparladığımda size döneceğim. | Open Subtitles | سأرجع إليكم عندما أحصل على معلوماتٍ أكثر. |
| Başka yollardan ulaşamayacakları bilgileri. | Open Subtitles | معلوماتٍ لم يكونوا .ليحصلوا عليها بطرقٍ أخرى |
| Eğer herhangi bir bilgiye sahipseniz lütfen FBI a ulaşın. | Open Subtitles | بعض المعلومات المهمة التي تفيد القانون إن كان لديك أيّ معلوماتٍ فمن فضلك اتصل بمكتب التحقيق الفيدرالي |
| Neyse, daha fazlasını görüşmek isterseniz, ...daha fazla bilgiye ihtiyacınız olursa, çekinmeyin... | Open Subtitles | إذًا، إن أردتِ التوسّع فيمناقشةِأيّشيء ... إن أردتِ أيّ معلوماتٍ رجاءً، لا تتردّدي. |
| Ve cidden yapman gereken tek şey onunla alakalı herhangi bir bilgiyi silmen. | Open Subtitles | و بصراحة , كل ما عليكَ فعله هو محو أيّ معلوماتٍ عنه |
| Bu kadın bizim ömür boyu işleyemeyeceğimiz bilgiyi bir saatte işliyor. | Open Subtitles | تحلّل تلك الامرأةُ معلوماتٍ في ساعة، أكثرَ ممّا نحلّله كِلتانا طوال حياتنا. |
| Birkaç ay önce adamın teki evime geldi. Babamın nerede olduğuna dair bilgisi olduğunu söyledi. | Open Subtitles | منذ عدّة أشهر جاء رجل لشقّتي، قال أنّ لديه معلوماتٍ عن مكان أبي. |
| Bir şey yapmak için yeterli bir bilgimiz yok ama panik çıkarmak için var. | Open Subtitles | ليس لدينا معلوماتٍ كافية لتفيد بأي شيءٍ عدا الذُعر |
| Uykusuzluk problemine tedavi bulmak için elimizde yeterli veri yok. | Open Subtitles | لا نملك معلوماتٍ كافية كي نصف لكِ علاجاً لأرقكِ |
| Adli tabip sana direkt otopsi bilgilerini verecek mi sanıyorsun? | Open Subtitles | هل تظن أن فاحصًا طبيًا سيعطيكَ معلوماتٍ حولَ تشريحِ جثة؟ |
| Yani DNA yaşayan organizmaları nasıl yapma konusunda bilgi taşıyor. | TED | فالحمض النّووي يحتوي على معلوماتٍ حول كيفية إيجاد الأنظمة الحية. |