| Evet, teknemle uğraşmayı bırakıp kendime kocaman, kutu şeklinde bir ofis yapmak istiyorum. | Open Subtitles | نعم، أريد إيقاف العمل على مركبي، و بناء مكتبٍ ضخمٍ على شكل علبة. |
| Bu ülkedeki en yüksek ikinci ofisten bahsediyoruz ki bir gün bu ülkedeki en yüksek ofis olma ihtimali taşıyandan. | Open Subtitles | نحنُ نتحدّثُ عن ثاني مكتبٍ قوّة في هاتهِ المعمورة. و يمكن أن يكون يوما ما أقوى مكتب على هاتهِ المعمورة. |
| Daha önce kullanılmış bir ofise giremiyorum. | Open Subtitles | لا أريد ان اكون في مكتبٍ لم يُستخدم من قبل. |
| Benden terk ettiğim ofise girip mevcut özel kalem müdürünün gizli kayıtlarına erişmemi mi istiyorsun? | Open Subtitles | أيها العميل، إنك تطلب مني الدخول على مكتبٍ لم يعد تابعاً لي بعد الاَن والوصول إلى تسجيلاتٍ سرية لرئيسة المستشارين؟ |
| Hey, burada ödünç bir ofiste dizüstü ile çalışıyorum farkındasın heralde. | Open Subtitles | أنت، إني أعمل على كمبيوترٍ محمول في مكتبٍ مستعار |
| Şafaktan akşama kadar, dar ve kasvetli bir ofiste çalışacağıma geniş ve güzel bir evde hizmetçi olmayı tercih ederdim. | Open Subtitles | أنا أودُ أن أفضلَ كثيراً أن أكون خادمة في منزل كبير و مُمتع على أن أعمل من الفجر حتى المساء في مكتبٍ ضيق و كئيب |
| Sence bu yemekten sonra kendi ofisim olabilir mi? | Open Subtitles | -تعتقد أنّي سأحصل على مكتبٍ بعد هذا العشاء؟ |
| Herkesi işten çıkarmışsın, ofisi küçülttükçe küçültmüşsün. | Open Subtitles | لقد قمت بطرد الجميع ، وانتقلت إلى مكتبٍ صغير .. |
| Binada ki hiç bir ofis listesinde yer almıyor. | Open Subtitles | إنه ليس مُدرَجاً على أية مكتبٍ في المبنى |
| Ve bir de işin ucunda ofis varken. Büyük hayal kırıklığı. | Open Subtitles | في ظل وجود مكتبٍ على المحك، هذا مخيب للآمال |
| Şimdi ise ofis pencerelerine dokunursa... şanslı sayılır. | Open Subtitles | الآن سيحالفهُ الحظ لو حصل على مكتبٍ فيه نوافذ مُجدّداً. |
| ofise girmek üzereyiz, dünyanın en önemli ofisine. | Open Subtitles | نحنُ على وشكِ إدارة المكتب، أهمّ مكتبٍ في العالم. |
| Ama sunbeanim en azından bir ofise ihtiyacım var ama beş kuruşum bile yok. | Open Subtitles | ولكن.. سوف أحتاجُ الى مكتبٍ على الأقل, لكنني مفلس. |
| Nefret ettiğim ofise gitmek için yatağından neden ayrıldığımı tekrar hatırlat. | Open Subtitles | ذكّرني مرّة أخرى لماذا عليّ أن أترك السرير لأذهب إلى العمل في مكتبٍ أكرهه ؟ |
| Konforlu bir ofiste kağıt işi yapmakla çok meşgulsünüz, sanırım. | Open Subtitles | أنت مشغولٌ للغاية في مكتبٍ مُريح ... تقوم بالأعمال المكتبيّة على ما أفترِض |
| Doğru. Konforlu bir ofiste kağıt işi yapmakla çok meşgulsünüz, sanırım. | Open Subtitles | أنت مشغولٌ للغاية في مكتبٍ مُريح ... تقوم بالأعمال المكتبيّة على ما أفترِض |
| - Hiç ofiste çalıştın mı? | Open Subtitles | هل عملتِ في مكتبٍ قط ؟ |
| Sence bu yemekten sonra kendi ofisim olabilir mi? | Open Subtitles | -تعتقد أنّي سأحصل على مكتبٍ بعد هذا العشاء؟ |
| Kendi ofisim de Moskova ile... | Open Subtitles | سأحتاج إلى مكتبٍ خاص |
| Hangi ofisi aradın bilmiyorum ama oradaydım. | Open Subtitles | أنا لا أعلم بإي مكتبٍ إتصلت, ولكنني كُنت هناك |
| Bay Steed'i, hangi ofisi isterse oraya yerleştirin. | Open Subtitles | أدخلي السيد (ستيد) في أي مكتبٍ يريده |