Çapları aynı ama şekilleri düzensiz delikler var. | Open Subtitles | الثقوب منتظمه بشكل قطري لكن النمط عشوائي |
Bugün Samanyolu'muz bir zamanlar bir çok küçük ve düzensiz yapılarda ortaya çıkmakta olan nesnelerden oluşmaktaydı. | Open Subtitles | مانعرفها الان كمجرتنا درب التبانه سابقاً إشتملت الكثير من التراكيب الصغيره أجسام متشكله غير منتظمه بدأت تتجمع |
Şüphe çekmeyecek biçimde düzensiz ve küçük meblağlar yatırılmış. | Open Subtitles | الودائع كانت صغيره وغير منتظمه لتفادى أن يشتبه بها |
düzensiz dozajlarda aldık. | TED | أخذنا جرعات غير منتظمه |
Her yarım dalgada bir düzensiz aralıklarla. | Open Subtitles | بمسافات غبر منتظمه |