| Sonradan fark etmişler ki en kötü tıbbi sorunlar solunumla alınan parçalardan kaynaklanmış. | TED | واكتشفوا مؤخرًا أنّ الكثير من أسوأ المشاكل الطبية جاءت من الجسيمات يتنفسها الناس. |
| Görebileceğin en kötü türden kaçakçı. Ama, endişelenme tamam mı? | Open Subtitles | الآن، إنه مهرّب من أسوأ نوع لكن لا تقلق، إتفقنا؟ |
| Bilirsin ya aç kurtlar ve tadabileceğin en kötü Çin yemekleri var. | Open Subtitles | أعني، فقط التماسيح وبعض من أسوأ الطعام الصيني الذي يمكن أن تتذوقه |
| Bilirsin ya aç kurtlar ve tadabilecegin en kötü Çin yemekleri var. | Open Subtitles | أعني، فقط التماسيح وبعض من أسوأ الطعام الصيني الذي يمكن أن تتذوقه |
| Gezegendeki en kötü insan benim en iyi olduğumu söylüyor. | Open Subtitles | دعا الأفضل من جانب واحد من أسوأ على هذا الكوكب. |
| Bu görmüş olduğumuz en kötü kabustu. | TED | لقد كان ھذا من أسوأ الكوابيس التي شھدناھا. |
| Salgının en kötü döneminde, her günü Ebola virüsü riski altında geçirmek en berbat anılarımdan birisiydi. | TED | والعيش كل يوم مع المخاطرة العالية لنقل مرض فيروس إيبولا خلال أسوأ تفشي المرض كان واحد من أسوأ تجاربي. |
| Yaşayan hafızalarda en kötü kuraklıklardan biriydi ve hala da öyle. | TED | انه كان ولا يزال واحد من أسوأ مواسم الجفاف التي لا تزال عالقة بالذاكرة |
| 2007-2010 arasında, Suriye en kötü kıtlıklarından birini yaşadı. | TED | عانت سوريا من أسوأ موجات الجفاف في تاريخها بين عامي 2007 و 2010. |
| Bu yüzden, benim sizden TED dileğim küresel bir erken uyarı sistemi inşa etmek, böylece insanlığın en kötü kabuslarına karşı koyabilmek. | TED | لذا، أمنية تيد خاصتي هي المساعدة في بناء نظام عالمي، نظام للتحذير المبكر، لحمايتنا من أسوأ كوابيس البشرية. |
| Bence bu hastanın başına gelebilecek en kötü şey. | Open Subtitles | أظنه من أسوأ الأشياء التى يمكنها أن تحدث لهذه المريضة |
| Fazla açık sözlüyüm. en kötü huylarımdan biri. | Open Subtitles | و أنا صريحة اكثر من اللازم إنها واحدة من أسوأ عيوبي. |
| ÜIserim var ve bu yüzden ölmek dünyanın en kötü şeyi. - Başlayalım! | Open Subtitles | لدي حالة ما من التقرح، والموت من أسوأ الأشياء لها. |
| Bu, hayatımda okuduğum en kötü mektuplardan biri. | Open Subtitles | هذه واحدة من أسوأ الرسائل التي قرأتها قط بكل حياتي |
| Kariyerimin en kötü şovlarından biriydi ama bir an dahi şüphelenmediler. | Open Subtitles | مذهل واحد من أسوأ عروضى و على الرغم من ذلك لم يشكوا فيه و لو للحظة |
| Kafandaki Jolinar olayının, başına gelen en kötü şeylerden biri olduğunu söylemiştin. | Open Subtitles | لقد قلت أن وجود جولنار فى رأسك كان من أسوأ ما مررت به |
| "Çamur atma kampanyalarından en kötü organize edilmiş olanı. | Open Subtitles | إنها من أسوأ حملات التشهير بالسمعة المنظمة ضد شاهد داخلي |
| Geçen yıl ligin en kötü defansına sahiptik. | Open Subtitles | حسناً ، السنة الماضية كان عندنا واحد من أسوأ الدفاعات في الدورة |
| Dört ay sonra Sandra en kötü dönemi atlatmıştı. | Open Subtitles | بعد أربعة أشهر، ساندرا عانت من أسوأ الكوابيس |
| gerçekten kötü bir şeydi yani yaşamımda gördüğüm en kötü şeylerden biriydi | Open Subtitles | أنها في الحقيقة شيئا سيئا انها واحدة من أسوأ الأشياء التي رأيتها بحياتي تعلمون ما أقصد. |