| Şu anda bana bundan kurtulmak istediğini söylersen sana yardım ederim. | Open Subtitles | إذا قمت الآن، بإخباري أنك تريد التملص من الأمر فسوف أساعدك. |
| Ama bundan sonra arkadaşlığı kesersen kendi kendine zulüm eden birine dönüşecek. | Open Subtitles | ولكن إن توقفتِ عن مصاحبتها بعد هذا فإنها ستعاني من الأمر باطنياً |
| bundan bir fayda sağlayacaksanız, gelmeliyim. | Open Subtitles | أعتقد أننى سأذهب إلى كنت ستجعل من الأمر قضية |
| Senin de bunun bir parçası olmak isteyeceğini umuyordum. | Open Subtitles | ظننت أنك قد تريدين أن تكونى جزءا من الأمر |
| O zamana kadar bu işi bitiremezsek köyün sonu gelmiş demektir. | Open Subtitles | ينبغي أن نفرغ من الأمر قبل ذلك. وإلا ستكون نهاية القرية. |
| Demek ki bu onun için önemli bir şey, oraya gidelim de hallolsun gitsin. | Open Subtitles | واضح أن هذا موضوع مهم بالنسبة لها لذا، لنذهب هناك وحسب لننتهي من الأمر وحسب |
| Dışarıyı kontrol et. Oradaysa, onu saklamış olmalı ikisini de öldür. | Open Subtitles | تحقق من الأمر على أية حال إذا كان هناك وكانت تخبئه |
| Affedersiniz, ama binada bir sabotajcı var. bundan eminiz. | Open Subtitles | آسف , لكن ثمة مخرب طليق نحن متأكدون من الأمر |
| Swan'ın bundan haberi yokmuş. | Open Subtitles | تحققت من الأمر مع سوان و لكنه لا يعرف أي شيئ عن ذلك |
| bundan kaçma. Baban yüzünden duyduğun suçluluk çok güçlü. | Open Subtitles | لا تهربى من الأمر ذنبكِ تجاه والدكِ كان شيئاً قوياً |
| Onlara bundan kurtulamayacaklarını göstereceğim bunun ne demek olduğunu. | Open Subtitles | يجب ان اريهم انهم لن يخرجوا من الأمر بدون ان يتأذوا لقد قتلوا ذلك الصغير |
| bundan kurtulmak için ortaya bir şey koymalıydım. | Open Subtitles | كان أمراً يفترض أن أكشفه لأنتهي من الأمر |
| Liseden beri hep sendi... - ...ve ben bundan sıkılıyorum! | Open Subtitles | الأمر دائماً يتعلق بك و لقد مللت من الأمر |
| Bir anlamı yoktu ve sadece bir saniye sürdü ve bundan çok rahatsızım. | Open Subtitles | لم تعني شيئاً و دامت لثواني و أنا أشمئز من الأمر |
| Söz veriyorum bebeğim, bundan çıkış yolu var. Bir planım var. Bu sefer işe yarayacak. | Open Subtitles | اعدك , حبيبتي , هذه هيا الطريقة الوحيدة للخروج من الأمر , لدي الخطة |
| İnsanlara zarar vermek bunun bir parçası değil. | Open Subtitles | ايذاء الناس لم يكن جزءا من الأمر لا ينطبق |
| Güreşte bunun bir parçası. Odaklanmama yardım etmeli. | Open Subtitles | المصارعة جزء من الأمر ، يفترض أن تساعدني على التركيز |
| Işığı açıyorum ve zavallı çocuğu sarsarak uyandırıyorum çünkü bu, biliyorum ki yara bandını çıkarmak gibi, bu işi çabucak bitirmek daha iyidir. | TED | أنرت الغرفة وحركت الطفل المسكين لأوقظه، لأني أعلم بأن الأمر كخلع السن، من الأفضل الانتهاء من الأمر بسرعة. |
| Gidip şu Spice Girls'ü bulup bu işi halledebilir miyiz? | Open Subtitles | هل يمكننا الخروج و البحث عن هذه الفتيات و ننتهي من الأمر ؟ |
| - Halledeyim gitsin. Cuma gününe sezaryen doğum ayarladım. | Open Subtitles | ربما انتهي من الأمر كله سجلت يوم الجمعة العملية القيصيرية |
| Eminim bana tepeden bakan iğneliyici sözlerini söylemek istersin, o yüzden söyle gitsin. | Open Subtitles | أنا متأكد أن لديك محاضرة عن الأخلاق تريد أن تقولها لي لذا لننتهي من الأمر |
| - Bu gerçekten doğru. O bir FBI ajanı. - Bunu kontrol ettim. | Open Subtitles | لا ، إن الأمر صحيح فهو عميل في المباحث بقد تحققت من الأمر |
| Ben gidip kontrol edeceğim. Bu arada, bir ipucu bulduk. | Open Subtitles | سأتحقق من الأمر في هذه الأثناء ، نحن لدينا المبادرة |