| Hak yönetmeliği artık sadece sahip olmakla ilgili değil. Karmaşık bir ilişki ağı ve kültürel yapımızın önemli bir parçası. | TED | الآن، إدارة الحقوق لم تعد مجرد سؤال بسيط عن الملكية. إنها شبكة معقدة من العلاقات وجزء مهم من المشهد الثقافي. |
| Geçmişimin önemli bir kısmı herhangi bir utanç eyleminden dolayı hikâye dışı bırakıldı. | TED | لقد تم إغفال جزء مهم من تاريخي في هذه القصة، من دافع الارتباط وليس الخجل. |
| Araştırma kurumlarını destekleyiniz, çünkü bilgi, zenginlik yaratmanın önemli bir parçasıdır. | TED | دعم مؤسسات البحث، ﻷن المعرفة جزء مهم من خلق الثروة. |
| Anladığım kadarıyla onun için çok önemli olan birşeyi kedi kaptı. | Open Subtitles | يبدو بأن هناك قطاً أخذ شيء مهم من عنده شيء مهم ؟ |
| Faturalarınızı şişirdiğimizi kanıtlamak çok önemli. | Open Subtitles | ترى انها جزء مهم من الدليل على المبالغة فى فواتيركم |
| Hiç çocuk olmadım. Ekosistem açısından önemli olduklarını biliyorum. | Open Subtitles | لم يكن عندى أطفال أعلم أنهم جزءا مهم من النظام البيئى |
| Birçoğumuz karar verebilme yeteneğinin insan olmanın önemli bir parçası olduğuna inanır. | Open Subtitles | أغلبنا يؤمن أن القدرة علي اتخاذ القرارات جزء مهم من إنسانيتنا |
| Ve hislerden uzaklaşmak, çözümün en önemli parçasıdır, bilime göre çözümün daha önemli bir parçasıdır. | TED | والابتعاد عن العواطف هو أهم جزء من الحل للعلم كجزء مهم من الحل. |
| Bunun karşılığında, önemli bağlantısallık ve ölçek ekonomisi gerekir, bu da, herhangi bir enerji kıtlığı çözümünün önemli bir parçasını güçlü ve modern yapar. | TED | وهذا سوف يتطلب ترابطًا كبيرًا واقتصادات كبيرة، صنع شبكة قوية وحديثة جزء مهم من أي حل لفقر الطاقة. |
| Çiftçiler toplumumuzun önemli bir parçası, özellikle kırsal kesimin. | TED | هم جزء مهم من كل مجتمع، خاصة مجتمعنا الريفي. |
| İnternet'ten aldığım bu fotoğrafta-- soldaki adam bu fotoğrafın önemli bir parçası. | TED | هذه الصورة والتي جئت بها من شبكة الانترنت.. الشخص على اليسار جزء مهم من هذه الصورة. |
| Kalp sağlığı için hazırlanmış bir öğün "şifalı deniz ürünleri" kavramının önemli bir parçasıdır. | TED | العشاء الصحي للقلب هو جزء مهم من أطعمة البحار التصالحية. |
| - Bu güzel. Boşanma davası, bir vergi itirazı, ve önemli bir denizcilik sigorta ödemesi. | Open Subtitles | حالة طلاق ، فرض ضرائب و ادعاء مهم من التأمين البحرى |
| Oturumun önemli bir bölümüyle ilgili konuşmam gerek senle... | Open Subtitles | هناك جزء مهم من التحقيقات الاولية لاتكلم معك بشأنه |
| Burası ailem için çok önemli ve özel biryerdir. | Open Subtitles | لقد كان هذا المكان من قبل كبير وجزء مهم من عائلتي. |
| Ama sanırım hikayenin çok önemli bir kısmını atlıyorsun | Open Subtitles | ولكن أعتقد أنّك تنسَ جزء مهم من تلك القصّة |
| 80'lerin kendinle barışık olma konulu çok önemli bir filmi. | Open Subtitles | انه فيلم مهم من الثمانينات عن تقبل الذات |
| Seni annene götüreceğim ama benim için çok önemli bir şey yapman gerek. | Open Subtitles | سأقوم بإعادتك للمنزل إلى الدتك لكن أنا أحتاجك أن تقوم بشىء مهم من أجلى |
| Ekosistem açısından önemli olduklarını biliyorum. | Open Subtitles | . أعرف أنهم جزء مهم من النظام البيئى |
| Bir varisin ittifakın geleceği açısından önemli olabileceğini kastettim. | Open Subtitles | حسناً... عنيتُ بأن الوريث سيكون مهم من أجل التحالف. |
| Tanrı'dan bile yaşlı olduğun için, rahminden yarasaları uzaklaştırmanın çocuk sahibi olmanın önemli bir kısmı olduğunu anlıyorum. | Open Subtitles | افهم انه من إبقائك الخفافيش خارج ارحامك جزء مهم من إنجاب الطفل عندما تكونين أكبر عمرًا من الآلهه |