| Bu binada yaşayan bir adamla çıkmıştım. | Open Subtitles | جئت في موعد مع رجل يعيش في هذه البناية. |
| Hayır, ben telefonla konuşurken mülayim davrandığın için teşekkür ederim çünkü bir keresinde, telefonda konuşurken çok sinirlenen bir adamla çıkmıştım ve o da telefonu elimden aldı ve balık tankına attı. | Open Subtitles | لأنه في مرة كنت في موعد مع رجل و غضب كثيرا عندما كنت أتحدث بالهاتف لدرجة أنه أخده من يدي و رماه في حوض السمك أنا لن أفعل ذلك أبدا |
| Hayır, ben telefonla konuşurken mülayim davrandığın için teşekkür ederim çünkü bir keresinde, telefonda konuşurken çok sinirlenen bir adamla çıkmıştım ve o da telefonu elimden aldı ve balık tankına attı. | Open Subtitles | لا، حقاً، أنا اقدر لك أنك كنت هادئا حول مكالمة الهاتف لأنه في مرة كنت في موعد مع رجل و غضب كثيرا عندما كنت أتحدث بالهاتف لدرجة أنه أخده من يدي و رماه في حوض السمك |
| Bir beyfendi ile randevum vardı. Beraber tiyatroya gittik. | Open Subtitles | أنا كُنْتُ على موعد مع رجل محترم ذهبنَا إلى المسرحِ سويا |
| Babanla flört ederken Chuck Pecorella ile randevum olduğunu öğrendi. | Open Subtitles | عندما يعود والدك وأنا لم نرى بعضنا البعض، وجد أن كان لي موعد مع رجل يدعى تشاك Pecorella. |
| Sam gece vardiyasında. Cece de Hintli biriyle randevuda. | Open Subtitles | (سام) لديه مناوبة ليلية، و (سيسى) فى موعد مع رجل هندى |
| Sam gece vardiyasinda. Cece de Hintli biriyle randevuda. | Open Subtitles | (سام) لديه مناوبة ليلية، و (سيسى) فى موعد مع رجل هندى |