| Evet, tam da burada takılayım diyordum. Çünkü çok rahat. | Open Subtitles | نَعم، اظن فقط إنني أتسكّع بالجوار لأن هذا مُريح جداً |
| Eh işte 3 öğün sıcak yemek, rahat bir yatak. | Open Subtitles | أجل ، أتعلم ثلاثة وجبات ساخنة ، و سرير مُريح. |
| Yenilgi ihtimalini dikkate bile almayacak kadar başarı öngörülerinizde rahat. | Open Subtitles | مُريح جداً في تنبؤاتِكَ مِنْ النجاحِ إلى حتى بإعتبار إحتمالية الهزيمة |
| rahatsız edici bir tuzluk karabiberlik canlandırması olacak. | Open Subtitles | هذا سيكون اعادة تمثيل غير مُريح بواسطة علب الملح و الفلفل |
| rahatlatıcı buldum. Yeşil. İnsanlar ıslık çalıyor. | Open Subtitles | لا أعلم,أنا أراه مُريح الملعب أخضر, الناس تتهامس |
| Rahatladım. Ben de yapmazdım. | Open Subtitles | هذ مُريح ، و انا أيضاً لنّ أفعل ذلك. |
| Yaşam tarzı cinayet işleme riskine girmek için fazla rahat. | Open Subtitles | أسلوب الحياة مُريح للغاية ليُخاطر بالقتل. |
| İç bölgede rahat ve güvenli bir hayat sürebilmek için... değil mi? | Open Subtitles | أنت تُريد الانضمام إلى الشرطة العسكرية لأنّ الحياة في ما داخل الجدران عميقًا هي أمر سهل و مُريح |
| ..şimdi yattığın yerden çok daha rahat bir yatakta yatmakla ilgilenir misin? | Open Subtitles | وسرير مُريح أكثر من الذي تنام عليه حالياً |
| İstediğiniz uzmanlık alanına sıcak ve rahat bir yatakmış gibi sokuldunuz. Ben sizin saat alarmınızım. | Open Subtitles | وقد إستكنتُم لتخصصاتكم , كأنّه فراش دافئ و مُريح حسناً , أنا سأكون كساعة منبّهكم |
| Nefes alabiliyorum ve ev daha rahat. | Open Subtitles | يمكنني التتنفس و المنزل مُريح أكثر |
| Tanrım, bu yatak çok rahat. | Open Subtitles | يا الهى , هذا السرير مُريح للغاية |
| Fazla alışma hiç rahat değil | Open Subtitles | لا تعتاد على ذلك هذا غير مُريح إطلاقاً |
| O, bunu çok rahatsız bir hale getiriyor. | Open Subtitles | فإنها تجعل الوضع غير مُريح بطريقة لا تُصدّق |
| Yabancı birinin ilk adımı kullandığını duymak çok rahatsız edici. | Open Subtitles | هذا يبدو غير مُريح على الإطلاق لسماع شخص غريب ينُاديني باسمي الشخصي |
| Zor olacak, rahatsız olacağız ve birbirimizi sinir edeceğiz. | Open Subtitles | سيكون هذا شاقاً، وغير مُريح وسنضغط على أعصاب بعضنا البعض |
| - Ah, bu rahatlatıcı - Neden böyle söyledin? | Open Subtitles | ـ هذا أمر مُريح ـ حسناً ، لماذا قد تقولين ذلك ؟ |
| Bana en iyi arkadaşımı hatırlatıyor. Bu rahatlatıcı. | Open Subtitles | تذكرني بأعز صديقة لي هذا مُريح |
| İtiraf edince çok Rahatladım. | Open Subtitles | عندما قمت بالإعتراف يالهُ من شعور مُريح |
| Fena haldesin. Burada kalan günlerini huzur içinde geçirmek istemez misin? | Open Subtitles | ،الإصابة خطيرة، لا يزالُ لديك وقتٌ متبقي في السجن .ويجب أن تخرج بشكل مُريح |
| İçim rahatladı. | Open Subtitles | ذلك مُريح. |
| konforlu bir ofiste kağıt işi yapmakla çok meşgulsünüz, sanırım. | Open Subtitles | أنت مشغولٌ للغاية في مكتبٍ مُريح ... تقوم بالأعمال المكتبيّة على ما أفترِض |