| Sürekli gelişen ve değişen yeryüzündeki yaşamın, mutlak hâkimi oldular. | Open Subtitles | بتطوّرها وتغيّرها المستمرّ فكانت هيمنتها على الحياة على الأرض مُطلقة |
| Bu, içkili sürücülere mutlak bir güvence sağlayan bir alet. | Open Subtitles | هذا جهاز يسمح للسائق السكران للعمل في سلامة مُطلقة |
| boşandım. 10 sene oldu. | Open Subtitles | أنا مُطلقة منذُ 10 أعوام. |
| Anneniz boşanmış olduğunuzu söyledi. | Open Subtitles | امك اخبرتنى انك مُطلقة |
| Beleş ikramlarınızı yemek ve zengin bir dul bulabilmek için. | Open Subtitles | لكي آكل طعامك المجاني و أن أقابل مُطلقة |
| Ama çürüyen et için mücadelede bile Daspletosaurus'un otoritesi mutlaktır. | Open Subtitles | لكن حتى في التقاتل على اللحم المتعفّن فإن سلطة الديسبليتوصورات مُطلقة |
| mutlak bir Tanrı mı yoksa uzlaşmacı bir Tanrı mı? | Open Subtitles | إله حقائق مُطلقة أم إله تسويات |
| Yeni personel! mutlak disiplin! | Open Subtitles | موظفين جدد ، صرامة مُطلقة |
| Hitler asla mutlak gücü elde edemeyebilirdi! | Open Subtitles | كان ذلك سيعني أنّ (هتلر) لن يحصل أبداً على سلطات مُطلقة |
| mutlak dokunulmazlık. | Open Subtitles | حصانة مُطلقة |
| mutlak bir güzellik | Open Subtitles | رؤية مُطلقة |
| Ben de boşandım. | Open Subtitles | أنا مُطلقة أيضاً. |
| - Evet, boşandım. | Open Subtitles | -أجل، أنا مُطلقة |
| - Eşimden boşandım ben. | Open Subtitles | -أنا مُطلقة . |
| Diana boşanmış ve Hristiyan bir kadın. | Open Subtitles | (ديانا) امرأة مُطلقة ومسيحية، |
| Yani evet bir kez daha, eşcinsel bir dul kadınım. Neden? | Open Subtitles | إذن، نعم، مرة أخرى، ها انا مُطلقة. |