| Ya da değer verdikleri birinin başına ödül koyman onları rahatsız etmiş olabilir. | Open Subtitles | أو يُمكن أن تكون مسألة وضعك مُكافأة على رأس شخص كانوا يعتمدون عليه. |
| O ve gangsterler arkadaşları kellene şişkin bir ödül koydu. | Open Subtitles | هُو وزملائه أفراد العصابة وضعوا للتو مُكافأة كبيرة على رأسك. |
| Cezaevi 10 tane büyük ödül koydu. | Open Subtitles | لقد وضع السجن مُكافأة تصل إلى عشرة آلاف دولار. |
| Öyleyse, neden Karanlık Lord'un birazcık daha endişelenip mukabeleten ödülü arttırmasını sağlamıyoruz? | Open Subtitles | لذا، لمَ لا نترك سيّد الظلام .. ينتظر للمزيد مِن الوقت وربما يُحسّن مُكافأة العثور عليه؟ |
| Arenadaki zaferinizin ödülü. | Open Subtitles | مُكافأة بسبب نصركُم فى الساحة. |
| - Marko'nun primi ne olacak? | Open Subtitles | وماذا عن مُكافأة (ماركو)؟ |
| Bir TV programı, 1 milyon dolar ödül vereceğini söyledi, bu da bir sürü aptalı Koca Ayak'ı aramak için dışarıya çıkarttı. | Open Subtitles | برنامج تلفازيّ ما عرض مُكافأة بمليون دولار، الذي أطلق العنان للعديد من الأغبياء، جميعهم يبحثون عن ذو القدم الكبيرة. |
| Demek, beni zengin etme niyetinde görünüp başına ödül konulup kırmızı bültenle aranan Jung Chae San'ın karşısına çıkardın! | Open Subtitles | يبدو أنك فكرت مليًا لتجعلني غنيًا، بجلب أكثر رجُل مطلوب والأعلى مُكافأة جونغ تشاي سان أمامي. |
| Madenden kaçtığınızdan beri başınızda hatırı sayılır ödül var. | Open Subtitles | هُناك مُكافأة ضخمة لقتلكما منذُ أن هربتما من المناجم |
| Büyük bir ödül bekliyor olmalı. | Open Subtitles | لابدّ أنّه توقع مُكافأة كبيرة. |
| Eğer Castle'ın kellesine ödül koyulmuşsa koruyucu gözaltı hiçbir işe yaramaz. | Open Subtitles | لو كانت هناك مُكافأة على رأس (كاسل)، فلن يُفيده الحجز الوقائي. |
| Canavar," adlı Tv programı, Koca Ayak'ı yakalayana veya var olduğunu ispatlayana 1 milyon dolarlık ödül vereceğini belirtti. | Open Subtitles | الوحش" وضع مُكافأة بمليون دولار لإلقاء القبض و/أو الإثبات أنّ ذو القدم الكبيرة موجود. |
| Hatırlasana başında ödül var. | Open Subtitles | فهناك مُكافأة لم يُمسك به ، ألا تذكرين |
| ödül 1000 dolar olacak. | Open Subtitles | مُكافأة قدرُها 1000 دولار. "ويلز) 14323)" |
| Kendi adamının başına ödül koydun. | Open Subtitles | أنت وضعت مُكافأة على رجلك... -على الإنسان الخاصة بك |
| HR sizin için ödül koydu ve bu resmi dağıtıyorlar. | Open Subtitles | لقد وضعت (الموارد البشريّة) مُكافأة على رأسك، وإنّهم يُوزّعون هذه الصورة. |
| Karanlık Lord daha şimdiden muhteşem bir hediye veriyorsa, bilahare kimse Mather'ı bulamadığında kim bilir ne kadar büyük bir ödül verecektir? | Open Subtitles | .. إن كان سيّد الظلام يعرض ،الآن مُكافأة عظيمة .. كم ستكون أعظم عندما لن يجد أحدٌ (مازر)؟ |
| ödül peşinde değilim. | Open Subtitles | أنا لا أبحث عن مُكافأة |
| Sürtük olmanın bir ödülü. | Open Subtitles | مُكافأة لكونها عاهرة. |
| Moore'un ödülü kafasının kesilmesi oldu. | Open Subtitles | و كانَت مُكافأة (مور) هيَ قطعُ رأسِه |