| Kendi etrafında dönmüş. Ve sonra altı tane çizgili tişörtlü eş parçaya bölünmüş. Ve ona doğru yürümeye başlamışlar. | TED | وهو يلتفت اليها. ثم.. إنقسم الرجل الى ستة اجسام ترتدي قمصانا مخططة ويبدأون في الإتجاه ناحيتها |
| ona doğru baktıkça bile çadırı kurasım geldi. | Open Subtitles | انا لا يمكنني النظر ناحيتها من دون ان تتشتت سرعتي. |
| Acı çekmeyi önlemek istediğimiz halde, görünen o ki bir şekilde ona doğru koşuyoruz. | TED | بالرغم من أننا نريد تجنب المعاناة , يبدو أيضاً أننا نعدو ناحيتها . |
| Sizin, ona doğru yürümenizi istiyor. | Open Subtitles | انها ترغب فى ان تتقدمى ناحيتها |
| Direkt olarak ona doğru gidiyordu, ben de onu durdurdum. | Open Subtitles | كان متجه ناحيتها مباشرة فمنعته |