| O kulüpteki dedikoduları ciddiye alsak kasabanın yarısı hapiste olurdu. | Open Subtitles | لو أخذت تلك الشائعات إلى النادي بجديّة، ستكون نصف البلدة مقفلة |
| kasabanın yarısı bu şekilde. | Open Subtitles | نصف البلدة على هذه الحالة إنها بسبب النبضات |
| Bay Wickham, şu şehrin yarısının aşık olduğu adam meğer ne alçakmış! | Open Subtitles | السيد ويكهام، من كانت نصف البلدة تحبه بجنون، كان سيئا طوال الوقت! |
| Youngstown her zaman adil olmuştur, Otis ama benden neredeyse bu lanet kasabanın yarısını işten çıkarmamı istiyorsunuz. | Open Subtitles | يانجز تاون كانت دائماً عادلة يا أوتيس لكنك تطلب منى تسريح نصف البلدة |
| Daha sonra da kasabanın yarısıyla birlikte daha önce görmediğim bir huşuyla dua ettiğini görmüştüm. | Open Subtitles | وفيّ وقت لاحق، رأيته يعظ إلى نصف البلدة مع روح التي لا مثيل لها من قبل ولا من بعد. |
| Muhtemelen kasabanın yarısında manyetiklenme olayından sonra çizik vardır. | Open Subtitles | وعلى الأرجح أن نصف البلدة لديهم خدوش بعد حدوث واقعة المغنطة |
| Dün kasabanın yarısı kafayı yedi bu beklenmedik değildi. | Open Subtitles | نصف البلدة فقدوا صوابهم أمس .... ولا أعتقد أن ذلك كان أمرًا عابرًا، لذا |
| Almira Gulch, kasabanın yarısı senin diye diğer yarısını yöneteceğini sanma! | Open Subtitles | (ألميرا جولتش)، مجرد أنكِ تمتلكين نصف البلدة لايعنيأنكِقادرةعلىالتحكمفينا! |
| Mesut'tan kurtulmak için o patlayıcıları kasabanın yarısı koymuş olabilir. | Open Subtitles | إسمع، نصف البلدة يمكنها زرع تلك المتفجرات فقط للتخلص من (مسعود) |
| kasabanın yarısı bile burada değil. | Open Subtitles | اسمع (فرانك) هؤلاء ليس الجميع ولا حتى نصف البلدة موجودة هنا اليوم |
| şehrin yarısının ağzında dolanırken, kocasının eşcinsel olduğunu bilmiyordu. | Open Subtitles | لم تكن تعلم أن زوجها شاذ في حين أن نصف البلدة يراهنون على ذلك |
| Lionel Luthor' un oğluyla ne derdi olursa olsun, bu şehrin yarısının işsiz kalmasına mal oldu. | Open Subtitles | أغلق أباه المصنع أياً كان الخلاف بين (ليونيل لوثر) وابنه فقد كلف نصف البلدة وظائفهم |
| Tyler, şehrin yarısının gözünün önünde vuruldu. | Open Subtitles | -تايلر) أُردى أمام نصف البلدة) |
| Yahu kadın kasabanın yarısıyla yatıp kalkıyordu. | Open Subtitles | أعني, تباً, لقد كانت تضاجع نصف البلدة |
| Ama kasabanın yarısında evinin anahtarı yoktu. | Open Subtitles | نصف البلدة لا يملكون مفتاحا لمنزله |