| Çoğu şey, ürettiğimiz çoğu atık, çöp sahasında son bulur. | TED | معظم الاشياء , الفضلات التي ننتجها , ينتهي بها الامر في مكبات النفايات |
| ürettiğimiz şu toksik atığa bir bakın. | Open Subtitles | ألقي نظرة على الحاويات السامة التي ننتجها |
| ürettiğimiz elektronların daha büyük şeylere karşılık gelemeyeceğine kim karar verebilir ki? | Open Subtitles | بل ارواحنا ايضاً من يعتقد ان الالكترونات التي ننتجها لا يمكن ان تفعل شيئاً عظيماً؟ |
| Başka ülkelerin tepeden tırnağa silahlanması değil; bizim ürettiğimiz silahlarla ve bizim sattığımız. | TED | إنه ليس حث دول أخرى على تسليح أنفسهم لدرجات عالية بالأسلحة التى ننتجها ونبيعها لهم . |
| Hikâyenin diğer kısmı, balık üretimi ve su kültüründeki inanılmaz artış, ki şu son 1 ya da 2 yıldır ürettiğimiz yaban balığı miktarını aşmaya başladı. | TED | النصف الاخر ان هناك الطفرة لا تصدق في تربية الأسماك وتربية الأحياء المائية، فقط في العام أو العامين الماضيين، بدأت تتجاوز الأسماك البرية التي ننتجها. |
| Lakin bunun ötesinde, temel bir ekonomi problemi var ve bunun ortaya çıkmasının nedeni de şu anda gelir dağıtan ana mekanizmayı ve bundan dolayı ürettiğimiz ürün ve servisleri satın alan tüketiciler için satın alma gücünü işlerin oluşturması. | TED | وبخلاف ذلك، هناك أيضًا مشكلة اقتصادية أساسية، والتي ستنشأ لأن الوظائف حاليًا هي الآلية الرئيسية لتوزيع الدخل وبالتالي القوة الشرائية، لجميع المستهلكين الذين يشترون المنتجات والخدمات التي ننتجها. |
| Masdar'ın başlangıç noktası gerçekten de güneş döngüsüne dayalı doğayla çalışmak, sera yapmak, ama kozmetik sera değil, gölge yapmak, ürettiğimiz çöpü yakmak ve, ve bu sürecin dışında, enerji üretmek.. | Open Subtitles | كانتبحقالعملمعالطبيعة، بما يتصل بالدورة الشمسية صنعالخُضار، ليستخُضاراًتجميليةفقط، ولكنَّهاتُكوِّنالظل، تحرق الفضلات التي ننتجها. |