| Benim duyulmaya hakkım var! İşte buradasın. Ben de seni arıyordum. | Open Subtitles | لدي الحق أن يتم سماعي ها انت لقد كنت أبحث عنك |
| Canım, işte buradasın, yine şapkanı takmamışsın. | Open Subtitles | عزيزي ها انت هنا ومن دون ان تعتمر قبعتك. |
| İşte böyle! İlk avını öldüreceğini söylemiştim. | Open Subtitles | ها انت اخبرتك انك ستحصل على صيدك الاول |
| Al bakalım. Pekâlâ, şimdi benim için bir şey yapabilir misin? | Open Subtitles | ها انت ذا حسنا,الان هل يمكنك ان تفعلي شيئا لي ؟ |
| Geldiniz Demek. "Öğle yemeğinden sonra eve döneceğiz" lafı insandan insana değişiyor sanırım. | Open Subtitles | حسنا ها انت اظن انه الغداء ثم المنزل يعني اشياء مختلفة للناس المختلفين |
| - Ufak tefek olmak ne güzel. - İşte oldu, Şef. | Open Subtitles | رائع ان اكون صغيرا - ها انت , ايها الرئيس - |
| Buyurun bakalım. Bugün yediğiniz 4. tabak oluyor. | Open Subtitles | ها انت هذا هو رابع واحد لك اليوم |
| Buyur. Işık için elimden gelenin en iyisini yapıyorum. | Open Subtitles | ها انت افضل ما يمكنني فعله بخصوص الضوء |
| Al işte.Senin ağzından çıkınca ne kadar kötü geliyor. | Open Subtitles | ها انت مرة ثانية كل الاشياء المرعبة تخرج من فمك |
| İşte buradasın. Arabamın arka koltuğuna geçip yere yat. | Open Subtitles | اوه,ها انت اجلس علي الكرسي الخلفي للسياره و تمدد علي الارض. |
| Buna pek inanmamıştım ama işte buradasın. | Open Subtitles | أعني , انني لم اصدق الآمر ولكن ها انت ذا |
| İşte buradasın meleğim benim! Annecik seni seviyoy. Vay, yerde ne yapıyorum ki ben? | Open Subtitles | ها انت ذا , ملاكي المجعد هاى , ماذا افعل على الارض؟ |
| İşte buradasın. Bugün tarihi bir gün. | Open Subtitles | حسنا , كبداية يجب ان نصعد للطابق العلوي ها انت ذا |
| Adımına dikkat et, dostum. İşte böyle. | Open Subtitles | راقب خطوتك يا رفيقي ها انت تذهب |
| İşte başlıyoruz Bridgeport. Balo işte böyle olur. | Open Subtitles | ها انت بريدج بورت هكذا تقومون بالحفلة |
| Al bakalım. Giyin şunları. | Open Subtitles | ها انت ذا , أيها الرياضي جرب ان ترتدي هذه |
| Al bakalım.Evet, bunların hiçbir önemi yok. | Open Subtitles | ها انت ذا , لا يهم ايا من هذا في الحقيقة |
| Demek buradaydınız hanımefendi. | Open Subtitles | ها انت هنا يا سيدتى يجب ان اُسرع الى المنزل |
| Buradasın Demek. Filmin sonunu kaçıracaksın, baba. Beğenmedin mi? | Open Subtitles | ها انت هنا , ابي ستفوت باقي الفلم , الم يعجبك ؟ |
| On üç kareye ayarlamışsın. İşte oldu. | Open Subtitles | ـ ها انت ـ حسنا , ادعوا لي |
| İşte oldu. Üşüdün mü? | Open Subtitles | ها انت ذا, هل تشعرين بالبرد? |
| Buyurun efendim. | Open Subtitles | ها انت يا سيدى 00: 17: 12,701 |
| - Buyur. | Open Subtitles | ـ اظن انهما كلمتان ـ ها انت ذا |
| Al işte, hadi ama, bitirelim artık, Köftehor. | Open Subtitles | ها انت, هيا انهي هذا الأمر يا كرة اللحم |