| Ama taktiği işe yarıyor. Belli ki, bizim bilmediğimiz bir şey biliyor. | Open Subtitles | ولكن هذا يعمل لصالحة من الواضح بأنه يعلم شئ نحن لا نعلمة |
| Bu da diğerleri haklı olduğu sürece işe yarıyor. | TED | اقصد، إن هذا يعمل ما دام أنه صحيح للآخرين. |
| Dua edelim de Bu çalışıyor olsun Mike! | Open Subtitles | لنأمل أن هذا يعمل فعلاً، (مايك). |
| Her zaman Bunun işe yarayıp, yaramadığını görmek istemişimdir. | Open Subtitles | كنتُ أريد دائماً أن أرى ما إذا كان هذا يعمل. |
| Bu eseri çok iyi bilirim. Yıllardır onu inceliyorum. | Open Subtitles | انا اعلم ان هذا يعمل جيدا لقد درستة لسنوات طويلة |
| Bu yalnızca nakit akışını açıklayan müşterileriniz olursa işe yarar. | Open Subtitles | و هذا يعمل فقط في حالة ما اذا كان لديك زبناء |
| Filmlerde hemen bayılıyorlardı. | Open Subtitles | هذا يعمل أسهل في الأفلام |
| İşe yarıyor. | Open Subtitles | ثم تمررها على بعض الماء الدافيء و تضعه في مؤخرتك، إن هذا يعمل |
| - Ciddi misin? - Güven bana, işe yarıyor. Hoşça kal! | Open Subtitles | صدقينى , ان هذا يعمل , مع السلامه |
| - Koma uyarılma olayı işe yarıyor. | Open Subtitles | علاج الغيبوبة بالإستثارة هذا يعمل جيدا. |
| - Gerçekten işe yarıyor mu? | Open Subtitles | وهل هذا يعمل حقاً ؟ |
| Bu gerçekten işe yarıyor mu? | Open Subtitles | هل هذا يعمل حقاً ؟ |
| İşe yarıyor. Aklı karıştı. | Open Subtitles | هذا يعمل , هي محتارة |
| Bu çalışıyor. | Open Subtitles | هذا يعمل |
| - Bu çalışıyor mu? | Open Subtitles | هل هذا يعمل ؟ |
| Bunu hepinize yapmaya çalışıyorum, önemli bulduğunuz tek bir şeye dikkat verin diye, boşvermenizi istediğim şeyleri boşverin ve sonra o noktaları birleştirip yaptığımla ilgili kendinize bir hikâye anlatabilin diye. Bunun işe yarama sebebi, bizim hikâye oluşturucu canlılar olmamız, yani bunu her gün yapıyoruz. | TED | أحاول القيام بهذا لكل منكم، لجذب انتباهكم لشيء واحد أريدكم أن تعتقدوه مهمًا تجاهلوا ما أريدكم أن تتجاهلوه وبعدها ضم نقاط القصة لتخبروا أنفسكم بقصة أكيدة عن ما أقوم بفعله و هذا يعمل فقط لأننا كائنات مؤلفة للقصص مما يعني أننا نفعل هذا كل يوم |
| Bunun işe yarayacağını sanmıyorum. | Open Subtitles | لا أعتقد إن هذا يعمل. |
| Bu eseri çok iyi bilirim. Yıllardır onu inceliyorum. | Open Subtitles | انا اعلم ان هذا يعمل جيدا لقد درستة لسنوات طويلة |
| O da işe yarar. Önemli olan şey kendilerini önemli hissettirmek. | Open Subtitles | هذا يعمل ايضا , فقط اجعلهم يشعرون انهم مهمون |
| Filmlerde hemen bayılıyorlardı. | Open Subtitles | هذا يعمل أسهل في الأفلام |
| Ama eğer bu işe yararsa, işteki eski konumuna geri dönecek. | Open Subtitles | ولكن إذا كان هذا يعمل , وانه سوف يسير في الاتجاه الصحيح العودة إلى العمل في منصبه القديم. |
| Umalım da işe yarasın. | Open Subtitles | دعونا نأمل أن يكون هذا يعمل. هيا! |