| bir yaratık izlemede, pusuda bekliyor ve hiç ummadığın anda seni yakalayıveriyor. | Open Subtitles | هناك مخلوق يترقب وينتظر وعندما تغفل عنه للحظة واحدة |
| Bizi sahiden ormanda bir yaratık olduğuna inandırmaya çalıştılar. | Open Subtitles | محاولة منه إثبات أن هناك مخلوق بشع فعلا فى الغابة |
| İblislerle, ejderhalarla, canavarlarla dolu dünyada hepsinden daha kötü bir yaratık var. | Open Subtitles | فى عالم من الشياطين و التنانين و الغيلان هناك مخلوق اكثر شراً من البقية |
| Kan ve kalp ile beslenen bir yaratık var. | Open Subtitles | حسنًا, يوجد هناك مخلوق يتغذى على القلب و الدم |
| Geçen gece, odasına bir tür yaratık vardı. | Open Subtitles | في الليلة الماضية كان هناك مخلوق من نوع ما في حجرتها |
| Onları korku içinde yaşatan bir yaratık vardı | Open Subtitles | كان هناك مخلوق واحد عاشوا مرعوبين منه |
| O kabuğun içinde nefretle doğmuş bir canavar var. | Open Subtitles | بداخل هذا الدرع هناك مخلوق, ولد ليكره |
| Bu Namibya çölünde yaşayan küçük bir yaratık. | TED | هناك مخلوق يعيش في صحراء ناميبيا. |
| Eğer tam orada bir yaratık varsa, öyleyse ben onu göremiyorum. | Open Subtitles | لو كان هناك مخلوق هناك فأنا لا أراه |
| Arkamı döndüm. Koca bir yaratık bana bakıyordu. | Open Subtitles | أَستدرتُ كان هناك مخلوق كبير يُحدّقُ بى |
| Sana söylemem gerekiyordu, orada bir yaratık var. | Open Subtitles | كان يجب ان أُخبرك هناك مخلوق فى الماء |
| - Hayır! Yaptıklarını yapabilecek güçte tek bir yaratık var. | Open Subtitles | هناك مخلوق واحد فقط قوي كي .يفعلما تفعلهأنت . |
| Dünya'da bunu bilebilecek sadece bir tek yaratık var: | Open Subtitles | هناك مخلوق واحد على الأرض سيودّ المعرفة... |
| Dünya üzerinde bu büyüklükte ayak izi bırakabilecek tek yaratık var. | Open Subtitles | هناك مخلوق واحد قادر على أن يترك أثر ... قدم بهذا الحجم |
| Altın renginde bir yaratık vardı. | Open Subtitles | كان هناك مخلوق ذهبي |
| Ormanda gezen korkunç bir canavar var. | Open Subtitles | هناك مخلوق رهيب يكمن في هذة الغابة |