| Hükümet kaynakları uzaydan diğer bir cismin yaklaştığını doğruladı. | Open Subtitles | وأكدت مصادر حكومية النهج من كائن آخر من الفضاء. |
| Eşi, mazeretini doğruladı o yüzden adını şüpheli listesinden hızlıca sildirdi. | Open Subtitles | وأكدت زوجتة برائتة لذلك, إبتعد سريعاً من دائرة الإشتباه |
| Bir saat önce dul Wheatley'e telefon açtım ve evlilik olayını doğruladı. | Open Subtitles | تكلمت مع الأرملة وايتلي قبل ساعة وأكدت لي الزواج |
| Yetkililer gözlem kameralarının sonuçlarına dayanarak Orson Creed'in banka kahramanlığından katile dönüştüğünü teyit ettiler. | Open Subtitles | وأكدت السلطات الآن من خلال تسجيلات كاميرات المراقبة، قد ذهب أورسون والعقيدة من بطل البنك إلى القاتل. |
| Danıştım bile. Kararı onayladı. Sadece bebekler. | Open Subtitles | سبق لى أن فعلت وأكدت هذا القرار أنه للرُضَع فقط |
| Kadın ayrıca bir eyalet adliyesinde bir sulh hakimi tarafından evlendiklerini de doğruladı. | Open Subtitles | ليس من الواضح. , بل وأكدت انهما تزوجا بسلام |
| Her şeyi anlattı ve yanlış teşhislerinizi sahtekarlığınızı ve her şeyi doğruladı. | Open Subtitles | لقد أعترفت وأكدت الفحص الخاطيء والخداع وكل شيء |
| -Evet -Dr Ushma hepsini doğruladı | Open Subtitles | ذهبت للدكتورة أوشما وأكدت كل شيء |
| Fay Green. Annesi de doğruladı. | Open Subtitles | إنها (فاي غرين) وأكدت والدتها هويتها للتو |
| İç kaynaklar, eski polis komiseri Tarık Ali'nin getirdiği kanıtların kararı etkilediğini doğruladı. | Open Subtitles | وأكدت مصادر من داخل أن الأدلة التي قدمها سابقا قائد الشرطة (طارق علي) ، الذي إستقال من قسم الشرطة أثرت على قرارهم |
| Oraya gittim, annesi doğruladı. | Open Subtitles | ذهبت إلى أمها وأكدت لي الأمر |
| Nina'nın annesiyle görüştüm her şeyi doğruladı. Hepsi doğru. | Open Subtitles | لقد قابلت والدة (نينا) وأكدت لي كل شيء والأمر كله حقيقي |
| Nina'nın annesiyle görüştüm her şeyi doğruladı. Hepsi doğru. | Open Subtitles | لقد قابلت والدة (نينا) وأكدت لي كل شيء والأمر كله حقيقي |
| Demek o deponun içinde dönen oyun buymuş. ...fiber optik hat çekildiğini teyit etti. | Open Subtitles | موقع على لعب القمار على الانترنت؟ وهذا هو ما يجري داخل مستودع لدينا. وأكدت شركة الاتصالات أن سرعة عالية تم تركيب خطوط الألياف البصرية في المستودع. |
| Jesse Carver'ın kız arkadaşı, ifadeyi teyit etmiş. | Open Subtitles | وأكدت جيسي كارفر صديقة قصته. |
| Evet. Karısının anlattıklarını teyit etti. | Open Subtitles | أجل، وأكدت روايتها |
| Ve Maura, DNA'nın beyaz bir erkeğe ait olduğunu onayladı. | Open Subtitles | وأكدت (مورا) ان الحمض النووي يعود إلى رجل قوقاظي العرق |
| Seni çağırdım çünkü karaciğer yapısından anlaşılan, sonradan Abby de onayladı, üç adama da ölmeden önce ilaç verilmiş. | Open Subtitles | احضرتك هنا من أجل امراض الكبد تم الاقتراح وأكدت (آبي) من بعد ذالك انه تم تخدير الرجال الثلاثة حتى الموت |