| Sonra da kağıdı tomar yapıp, çöp kutusuna fırlattı. | Open Subtitles | ثُمّ كوَّرتها وألقت بها فى سلّة المُهملات. |
| Bu kadın göğsünü yardı kalbini çıkardı ve çiğnesinler diye av köpeklerine fırlattı. | Open Subtitles | ما تشعر به أن هذه المرأة وصلت إلى صدرك قطفت قلبك وألقت به إلى كلاب الجحيم كدمية للمضغ |
| Suya bakıyordu ve göle bir şey fırlattı. | Open Subtitles | كانت تنظر الى الماء وألقت شيء في البحيرة |
| Bozguna uğradık. Fırtına bizi sizin kıyınıza fırlattı. | Open Subtitles | لقد هزمنا في معركة، وألقت بنا عاصفة على شواطئكم |
| Gitti ve benim tüm saçmalıklarımı bahçenin her tarafına fırlattı. | Open Subtitles | لقد جُنَّتْ وألقت بكل أغراضى فى الفناء |
| Suratıma dezenfektan fırlattı ve beni sandalyeye bağladı. | Open Subtitles | وألقت المُطهر علي وجهي وربطتني بالكرسي. |
| Devriye arabaları tarafından takip edilirken Mallory, şerif yardımcısı Duncan Homolka'yı vurdu ve cesedini dışarı fırlattı. | Open Subtitles | عندما تم مطاردتنا من قبل سيارات الدورية (أطلقت (موليري) النار على المأمور (دنكن هومولكا وألقت بجثته في الطريق |
| İmparatorluk elçisi üzücü haberi getirdiğinde Prenses Jiacheng kan öksürdü incilerini ve yeşim taşlarını yere fırlattı. | Open Subtitles | عندما جاء الرسول الامبراطوري بهذا الخبر المحزن، الأميرة (جياتشينق) سعلت دماً وألقت بمجهوراتها وأحجارها |