| Müdür programa katılacağın zaman... seni tecritten çıkartmayı kabul etti. | Open Subtitles | وافقَ الآمِر على إخراجِكَ من الانفرادي بينما تُشارِك في البرنامِج |
| Müvekkilim sizinle konuşmayı kabul etti, taciz edilmeyi değil. | Open Subtitles | زبوني وافقَ للكَلام معك، لا يَكُونَ مُرهق بواسطتك. |
| Baban elektroşok tedavisini kabul etti bile. | Open Subtitles | لقد وافقَ والدكَ مُسبقاً على العلاج بالصدمات الكهربائية |
| Programı yoğun olduğundan bizi Şükran Günü sabahı kabul etmiş. | Open Subtitles | هو يُحْصَلُ على a جدول مشغول. وافقَ على مقابلتنا شكر. |
| Horus ölümlünün sevgilisini hayata döndürmeye kabul etmiş. | Open Subtitles | وافقَ حورس على أن يُعيد محبوبته إلى الحياه |
| Destek grubundan biri, eski bir hemşire, yardım etmeyi kabul etti. | Open Subtitles | عضو مجموعة دعمي , ممرضة سابقة، وافقَ على مُسَاعَدَتي. |
| kabul etti ve soruşturmamız boyunca tam işbirliği vaadinde bulundu. | Open Subtitles | وافقَ ووَعدَ بتعاونه الكامل في تحقيقِاتنا |
| Albay sicilini silip, rütbeni geri vermeyi kabul etti. | Open Subtitles | وافقَ الكولونيل على محو السجل الخاص بك وإستعادة رتبتك |
| Biraz uğraştırdı ama röportajı barda yapmayı kabul etti. | Open Subtitles | أَخذَ بَعْض المساومة. لَكنَّه وافقَ لإختِلاق المقابلةِ هنا في الحانةِ. |
| Bir televizyon ekibi bu geziye katılmayı kabul etti. | Open Subtitles | ،لهذه البعثة .طاقمٌ تلفزيوني وافقَ على القدوم |
| Bay Data dış görev ekibinde bana katılmayı kabul etti. | Open Subtitles | السّيد داتا وافقَ على الإلتِحاق بي |
| İyi haber, Winship partime gelmeyi kabul etti. | Open Subtitles | حَسناً، الأخبار الجيدة Winship وافقَ على المَجيء إلى حزبِي. |
| Koruma karşılığında Edwin Musinga, laboratuarımıza gelmeye devam etmeyi kabul etti. | Open Subtitles | أوه، من الأفضل أن يَكُونُ كبديل للحمايةِ وافقَ * إدوين ميوسينجا * على الإِسْتِمْرار بالمَجيء إلى مختبراتِنا |
| Bizimle çalışmayı memnuniyetle kabul etti. | Open Subtitles | لقد وافقَ بكل سرور على العمل معنا |
| Herkesin yararına, çatışmadan kaçınmak için, İsrail Hükümeti soruşturmayı NCIS'in yürütmesini kabul etti. | Open Subtitles | في أفضل إهتمامِ تَجَنُّب تَضَارُب، الحكومة الإسرائيلية وافقَ على تَرْك إن سي آي إس... عالجْ التحقيقَ. |
| Ed beni yanına almayı kabul etti. Bırakılmadım, terk edildim. | Open Subtitles | و (إد) وافقَ على أن يأخذني أنا لم أُوضع .. |
| Bu öğleden sonra hayatında ilk kez, tanımadığın, hoş bir kadın hafta sonu seninle gelmeyi kabul etti. | Open Subtitles | بعد ظهر اليوم، للمرة الأولى في حياتِكَ، a إمرأة رائعة جداً بأَنْك لا تَعْرفُ حتى وافقَ على السَفَر مَعك على a عطلة نهاية إسبوع. |
| Ama istifa etmeyi kabul etmiş. | Open Subtitles | ولكنَّهُ وافقَ على الإستقالة |
| Vic konuşmayı kabul etmiş. | Open Subtitles | لقد وافقَ (فيك) على الإعترافِ |