| Bence uyku ve iş çok yakın ilintili. Ve bu sadece uyurken çalışabilirsin ve çalışırken uyuyabilirsin değil. | TED | أعتقد أن النوم والعمل لهما علاقه وطيده ليس باماكانك فقط العمل بينما أنت نائما يمكنك أيضا النوم أثناء العمل. |
| Çünkü zamanında yok. Senin hayatın sadece okul ve iş. | Open Subtitles | .لأنك لا تملك وقت لذلك فقط كل وقتك للدراسة والعمل |
| Onlar arkadaş ve takım çalışması gibi değersiz şeylere bağlı kaldılar! | Open Subtitles | حتى عندما كنتُ مقيداً بالقوانين التافهة التي تسمى الصداقة والعمل الجماعي |
| Çocuklara odaklanmanın, çalışmanın, faturaları ödemenin ve birbirine ilgi göstermemenin nasıl olduğunu bilirsin. | Open Subtitles | تصبين تركيزك على الأطفال والعمل ودفع الفواتير وحينها تتوقفين عن الانتباه لبعضكن البعض |
| Aşırı egonu unut ve o çocukla çalış. | Open Subtitles | وضع أنانيتك كمكتشف جانباً والعمل مع هذا الفتى |
| Spesifik olarak iş ve uykunun faz bazlı veya seviye bazlı oluşu gerçeğinden bahsediyorum. | TED | أنا أتحدث بالضبط عن حقيقة ان النوم والعمل يستندان على مراحل , و المرحلة تعتمد علي حدث. |
| Daha önce çalıştığımdan daha sıkı çalışıp, odaklanmalıyım... | Open Subtitles | .. عليّ التركيز والعمل أكثر مما سبق وأن عملت |
| Burada olmayı , çalışmayı bir yere ait olmayı seviyorum | Open Subtitles | أحب العيش والعمل هنا إنه لمن الجميل أن يعود أحدنا إلى مكان ما |
| Başarılı göstermenin çok çalışmak, tutku ve dayanıklılıkla birlikte olduğunu herkese kanıtladın. | Open Subtitles | لقد أثبتي ذلك بتصميم حاد بالكد والعمل الجاد يمكنك تحقيق أي شيء |
| Asıl önemli olan soru şu, biz insanlar bu makinelerle yaşama ve çalışma konusunda ne hissediyoruz? | TED | ما يهم حقًا هو كيف نشعر نحن البشر حيال العيش والعمل مع هذه الآلات. |
| hem birlikte çalışıp hem de çıkamayacağımızı söyleyen sendin. | Open Subtitles | حسناً، لقد قلتِ لا يمكننا المواعدة والعمل معاً |
| Bir laboratuvar kurup melez aşısı üzerinde çalışmaya başlamamız lazım. | Open Subtitles | علينا بدء تجهيز المختبر والعمل على اللقاح الممزوج في الحال |
| Kendi söylediklerine göre İsraillilerden nefret ediyordu ama onları tanıyıp hikâyelerini öğrenerek ve barış için birlikte çalışarak bu nefretin üstesinden geldi. | TED | في حساباته الشخصية بسام كان يكره الإسرائيليين ولكن من خلال تعرف على الإسرائيليين وقصصهم والعمل معاً من أجل السلام تغلب على كراهيته. |
| Ve eğer iş yürümezse, her zaman gidip amcam için çalışabilirsin. | Open Subtitles | واذا لم تنجح فيما تفعله ، انت تعلم انك يمكنك القدوم والعمل لدى عمي |
| Düşünüyordum da, eğer biraz temiz hava almak istersen ve her an sırtına bir bıçağın saplanacağı korkusuyla yaşamaktan bıktıysan benimle çalışabilirsin. | Open Subtitles | وأني فكرت أنك لربما تحتاجين لبعض الهواء النقي وأفضل من أن تخافي من الطعن بظهرك تستطيعي المجيئ والعمل معي |
| Tıkılıp kaldım Mike ve iş de vardı bebek yapmaya çalışıyorduk. | Open Subtitles | أوه . اقتربي ومع كل ما يحدث مع مايك والعمل وتعرفون |
| Erkek destekçilerin dahil olması, adım atması ve birlikte çalışması gerekiyor. | TED | المدافعون الذكور عليهم الانضمام للتدخل والعمل معاً |
| Bu tür çalışmanın bir benzerini bir kaç dakika önce Nancy Kanwisher'in muhteşem sunumunda bizzat gördük. | TED | لقد رأينا بعض من هذا النوع من العمل من نانسي كانويشر والعمل الرائع الذي قدمته قبل بضعة دقائق. |
| Hayatın döngüsü bu. İşe git gel, çalış ve dinlen. | Open Subtitles | إنها دورة الحياة ، الإنتقال والعمل وإستعمال المخدرات |
| Kadınlara eğitim, iş ve kendi gelirlerini kontrol edebilme yetisi, miras ve mal edinme hakkı vermek muhakkak ki toplumun yararınadır. | TED | وهي حقيقة أن تعطي المرأة التعليم والعمل والقدرة على التصرف بدخلها الخاص بالوراثة وامتلاك حصص، والانتفاع من المجتمع |
| Birleşmiş Milletlerde müthiş bir kariyeri olabilirdi ama geri dönüp babasıyla çalışmayı tercih etti. | Open Subtitles | كانت ستحصل على عمل ثابت في الأمم المتحدة لكن قررت العودة للمنزل والعمل لقضية والدها |
| Başarılı göstermenin çok çalışmak, tutku ve dayanıklılıkla birlikte olduğunu herkese kanıtladın. | Open Subtitles | لقد أثبتي ذلك بتصميم حاد بالكد والعمل الجاد يمكنك تحقيق أي شيء |
| Uzun süre takip ve detaylı çalışma ve asla uzaklaşmamak gerekiyor. | TED | ولكنه يتطلب الكثير من المتابعة والعمل الدقيق وعدم التخلي عنه. |
| hem işçiden hem malzemeden para alıyorlar! | Open Subtitles | إنهم يتقاضون المال مقابل مواد البناء والعمل |
| Gece kulübü sıkıcı bir ofiste çalışmaya benzemez. | Open Subtitles | والعمل في الملهى الليلي ليس مثل العمل في مكاتب المومسات. |
| Çalıştığınız konu az popüler bir konuysa, çaba göstererek ve sıkı çalışarak, dünyada söz sahibi olacak bir konuma gelebilirsiniz. | TED | عندما يكون عدد المهتمين بالموضوع قليل، يمكنك عن طريق الاجتهاد والعمل الجاد أن تصبح السلطة المعرفية العالمية. |