Karanlıkta dikiliyordu. Yüzünü de göremedim. | Open Subtitles | هو كَانَ يَقِفُ في الظّل وأنا لا أَستطيعُ أَنْ أَرى وجهَه. |
Ve CIA için çalışırken ona cerrahi müdahalelerde bulunduk Yüzünü birçok kez değiştirdik | Open Subtitles | ونحن نَعمَلُ جراحاتُ عليه متى هو كَانَ بوكالة المخابرات المركزيةِ غيّرنَا وجهَه العديد مِنْ الأوقاتِ |
Yüzünü benim yatağımdan aldıkları yastıkla kapattılar. | Open Subtitles | غَطّوا وجهَه بوسادةِ مِنْ سريرِي |
Bu sefer ne oldu? - Bilindik şeyler. Egzersiz yapmayı sordum ve bebek gibi Yüzünü ekşitmeye başladı. | Open Subtitles | l يَطْلبُ مِنْه المُمَارَسَة وهو يَلْفُّ وجهَه فوق مثل a طفل رضيع. |
Yüzünü ve ellerini parçalayın. Sırtını yakın. | Open Subtitles | حطّمْوا وجهَه وأيديه ثم أحرقْوا ظهرَه |
O'Neill'dan önce Teal'c'in o kafa yakalayıcı şeye Yüzünü koyduğunu söylemiştin. - Altı Yıl Önce - | Open Subtitles | قُلتَ بأنّ * تيلك * وَضعَ وجهَه إلى تلك * الرأس الماسكه للشيء، قبل * أونيل |
Yüzünü hatırlayacağımı düşündün. | Open Subtitles | تَعْرفى، أَعتقد أننى أَعْرف وجهَه |
Yüzünü de göremiyordum. | Open Subtitles | أنا لا أَستطيعُ أَنْ أَرى وجهَه. |
Yüzünü görebilseydin. | Open Subtitles | لو كنت شفت وجهَه. |
Sonra adamın Yüzünü sömürür, ve onu yer! | Open Subtitles | ثمّ تُمزّقُ وجهَه و تَأْكلُه |
- Yüzünü göremedim. | Open Subtitles | - أنا لا أَستطيعُ أَنْ أَرى وجهَه. |
Onun Yüzünü gördüm. | Open Subtitles | لقد رَأيتُ وجهَه. |
Monk, Yüzünü görmeliydin. | Open Subtitles | Monk، أنت should've رَأى وجهَه. |
Yüzünü görmedin. | Open Subtitles | أنت لَمْ تَرى وجهَه. |
Onun Yüzünü görmelisin. | Open Subtitles | يَجِبُ أَنْ تَري وجهَه. |
Onun Yüzünü gördüm ve... Ve ne? | Open Subtitles | رَأيتُ وجهَه و-- وماذا؟ |
Yüzünü görebiliyorum! | Open Subtitles | أنا يُمْكِنُ أَنْ أَرى وجهَه! |
- Yüzünü tarif et. | Open Subtitles | صِفْ وجهَه. |