| Bugüne kadar dünyanın en uzak köşesinde bile keşfedilmiş hiçbir toplum yoktur ki, sanat olarak değerlendireceğimiz birşeye sahip olmasın. | TED | أبداً لم يُكتشف مجتمع ما فى أبعد مكان على وجه الأرض لم يكن به شئ ما الذي يمكننا اعتباره الفن. |
| Bu çocuklardan çoğu dünyanın daha fakir kesimlerinden. | TED | ومعظم هؤلاء الأطفال من أفقر المجتمعات على وجه الأرض. |
| Ancak her bir Kathar kâfiri yeryüzünden silinene dek Haçlı Seferi sona ermeyecek! | Open Subtitles | لكن الحملة الصليبية لن تنتهي حتى إبادة كل زنديق منشق عن وجه الأرض |
| Görevim Dünya üzerindeki her bir yaratığın hayatı ile ilgili. | Open Subtitles | هي تتعلق بوجود واستمرارية كل مخلوق حي على وجه الأرض. |
| The Last Man on Earth'te önceki bölümlerde... | Open Subtitles | سابقا في اخر رجل على وجه الأرض |
| O dünyadan kaybolmanın ve uzaklaşmanın aslında bazen iyi birşey olduğunu düşünüyor. | Open Subtitles | قال بأن التيه والأختفاء عن وجه الأرض كان أحيانا شىء جيد لفعله وخاصة كذلك. |
| sen bunu yapamazsin.Yeryüzünde hiç bir güç yapamaz | Open Subtitles | لا يمكنك القيام بهذا، و لا أي أحد على وجه الأرض يمكنه |
| Akbabalar, tarantulalar var ve gece çökünce, etraf kararınca dünyanın en karanlık gökyüzünden biri ortaya çıkar. | TED | هناك نسور الكوندور والترانتولا، وفي الليل عندما يكون الضوء خافتا يتم الكشف عن أظلم السماوات على وجه الأرض. |
| İnsan beyninden bahsetmeden önce, size kanaatimce dünyanın en güçlü aşk şiirini okumak isterim. | TED | لذا ، وقبل أن أبدأ باخباركم عن الدماغ، أريد أن أقرأ لكم ما اعتقد انه أقوى قصيدة حب على وجه الأرض. |
| Henüz işimiz bitmedi, çocuk yoksulluğunu dünyanın en zengin ulusunda bitirmedikçe işimizin tamamlandığını hissetmeyeceğiz. | TED | الآن نحن لم ننتهي بعد، ولن ننتهي أبدًا حتى نقضي على فقر الأطفال في أغنى دولة على وجه الأرض. |
| Ama belki de sivrisineklerin kan ile, insan kanı ile besleniyor olduğu gerçeği, onların dünyanın en tehlikeli hayvanı olmalarının nedeni. | TED | ولكن ربما لأن البعوض يتغذى على الدم، الدم البشري، هذا هو السبب في كونهم أخطر حيوان على وجه الأرض. |
| Gail Wynand'ın Banner'ı şu dünyanın en iğrenç gazetesi. | Open Subtitles | بانر جريدة جيل ويناند أقذر جريدة على وجه الأرض |
| Eğer bu açgözlülük ise ben dünyanın en obur insanıyım. | Open Subtitles | إذا كان هذا هو الطمع فأنا أكبر جشعة على وجه الأرض |
| Aral denizinde bulunan eşsiz 20 balık türünün 19'u yeryüzünden silindi | TED | 19 من أصل 20 نوع سمك كان موجودا ببحر الآرال فقط اختف من على وجه الأرض. |
| Bir sel onları yeryüzünden silip götürse bu ülke için bir lütuf olurdu. | Open Subtitles | هو سيكون بركة لهذه البلاد إذا الفيضان يمسحهم من على وجه الأرض |
| Şayet yeterli gücüm olsaydı, onları yeryüzünden tamamen yok ederdim. | Open Subtitles | إذا كان لي قوّة كافية ، أنا سأمحيهِم من على وجه الأرض |
| Dünya üzerinde beyaz güllerden daha fazla sevdiğim çiçek yoktur. | Open Subtitles | أُحب الورود البيضاء أكثر من أى زهرة على وجه الأرض |
| Dünya çekirdeğine götürecek. Dünya üzerindeki bütün volkanlar faliyete geçecek. | Open Subtitles | الي اللُب, وعند الأنفجار سينفجر أي بركان على وجه الأرض |
| The Last Man on Earth'ün önceki bölümlerinde... | Open Subtitles | سابقاً في "آخر رجل على وجه الأرض". |
| Onları dünyadan silecek teknolojimiz var. | Open Subtitles | نحن لدينا التكنولوجيا لنمحوهم من على وجه الأرض |
| Her sabah güneş doğduğunda bu topraklar Yeryüzünde güneşin canlandırıcı ışınlarını ilk alan yerdir. | Open Subtitles | عند كل صباح عندما تشرق الشمس هذه الأرض هي أول مكان على وجه الأرض يستقبل أشعة تجديد الشباب |
| Bitkiler Yeryüzünün en olmadık ve yaşanması en zor yerlerinde hayatta kalabilir. | Open Subtitles | تستطيع النباتات أن تعيش في معظم الأماكن الغريبة والقاسية على وجه الأرض |
| bu dünyada beraber bebek sahibi olmayı istediğim başka bir adam yok. | Open Subtitles | ليس هناك رجل على وجه الأرض أفضل أن أملك معه طفل غيرك |
| Bu gezegendeki en büyük organizma, bir hücre duvarı kalınlığındaki miselyum örtüsü. | TED | أكبر كائن حي على وجه الأرض هو الميسيليال مات، سمكه خلية واحدة |
| Size, beni döven bir adamla yaşamaya devam edecek dünyadaki son kişi olduğumu kendim söylerdim; fakat aslında yaşımdan dolayı tipik bir kurbandım. | TED | كنت أقول لنفسي أنا آخر انسانة على وجه الأرض اللتي يمكن أن تبقى مع رجل يضربها. لكن بالواقع كنت ضحية نمطية بسبب عمري. |
| Sanki yer yarıldı da içine girmişti. | Open Subtitles | بدى الأمر كأنّها إحتفت من على وجه الأرض. |
| Bu da sizi yeryüzündeki en gelişmiş silahın sahibi yapıyor. | Open Subtitles | مما يجعلك المالك فخورا بالسلاح الأكثر تقدماً على وجه الأرض |