| Aynı anda ayakkabı ve yoğurt sattığını düşündüğün için getirebildiğim en iyi açıklama bu oldu. | Open Subtitles | إنه التفسير الوحيد الذي أستطيع الإتيان به من أجل سبب أنكِ تعتقدين أنك تبيعين أحذية وزبادي |
| Biber kaplı ahtapotun yanında alazlanmış soğan, yeşil salata ve yoğurt. | Open Subtitles | أخطبوط مشوي بالفلفل الحريف مع البصل المحروق سلطة أعشاب وزبادي |
| Şansına ayakkabıların yanında yoğurt da satıyormuşuz. | Open Subtitles | لحسن الحظ, نحن نبيع أحذية وزبادي هنا |
| Yopait yoğurt aracılığıyla şirket ortağıydı. | Open Subtitles | "ديتز واتسون" للحوم المعالجة، وزبادي "يوبلايت". |
| Esmer ekmek, yoğurt ve sebze almamız gerekli. | Open Subtitles | نحتاج خبز أسمر وزبادي وخضروات |
| - Süt, tereyağı, yoğurt. | Open Subtitles | حليب وزبدة وزبادي |