| Okula gitmeliyim, sen de işe gitmek zorundasın. | Open Subtitles | علي الذهاب للمدرسة وعليكِ الذهاب للعمل هيا |
| Sakin olup, orada kalmak zorundasın, bizimle konuşmak zorundasın. | Open Subtitles | عليكِ أن تبقي هادئة وعليكِ البقاء هناك والتحدث إلينا إنهم داخل الكابينة |
| Çünkü şu an senden her şeyi isteyebilirim ve sen bunu yapmak zorundasın. | Open Subtitles | لأنه الآن يمكنني أن أطلب منكِ فعل مثلاً، أي شيء، وعليكِ أن تفعلي ذلك |
| Çocukları arabana koyup onlara isim vermek zorundasın. | Open Subtitles | ويتوجّب عليكِ وضع أولادك في السيارة، وعليكِ أنْ تسمّيهم. |
| Olmamalıydı. Ve kimseye hiçbir şey söylemeyeceğim. Tabii sen de. | Open Subtitles | ولن يتكرّر ثانيةً، ولن أخبر أيّ أحد بهذا، وعليكِ بالمثل |
| sen de yaşından olgun davranmalısın; çünkü bu işin sonu ne olur, bilmiyorum. | Open Subtitles | وعليكِ أن تكوني أنضح مما أنتِ عليه لأني لا أعرف متى سينتهي هذا |
| Benim için California günışığının küçük ışını olmak zorundasın. | Open Subtitles | والآن انا هنا وعليكِ ان تكوني شُعاعي الصغير مِن شمس كاليفورنيا الساطعه |
| Planının ne olduğunu bana anlattın. Bundan kurtulmam için bana yardım etmek zorundasın. | Open Subtitles | أنتِ التي أخبرتني عن خطّته وعليكِ أنْ تخلّصيني منها |
| Son gecende de çalışmak zorundasın. | Open Subtitles | ليلتكِ الأخيرة وعليكِ العمل أيضًا. |
| Rachel taklidi yapmak zorundasın. | Open Subtitles | (وعليكِ تقمص شخصية (ريتشل |
| Kötü bir akşam geçirdim ve kız gibi ağladım ama ben unuttum ve sen de unutsan iyi edersin. | Open Subtitles | لقد مررتُ بليلةٍ سيئةٍ وبكيتُ كالفتيات وقد تجاوزتُ ذلك، وعليكِ أن تتجاوزيه أيضاً |