| Bu bir lütuf. Bu senin şansın. Bu bizim şansımız. | Open Subtitles | لا يا أخي، بل إنّها هبة، إنّها فرصتك وفرصتنا. |
| Rachel, senin ve bizim tek şansımız birbirimize yardım etmekten geçiyor. | Open Subtitles | "راتشيل"، أنتِ بمثابة فرصة وفرصتنا الوحيدة إذا ساعدنا بعضنا البعض |
| Kainatın öbür tarafına elimizden geldiğince hızlı gitmemiz için tek şansımız belki ama belki, şu kafayı yemiş adam oraya gitmeden tek parça yola çıkmamızdır. | Open Subtitles | وفرصتنا الوحيدة هي بالذهاب إلى الجانب الآخر للكون بأقصى سرعة وربّما، مجرّد احتمال، يمكن أنْ نحيا حياة كاملة قبل وصول ذلك المعتوه إلى هناك |
| Tek şansımız olan hayvanı kaybetmek üzereyiz... | Open Subtitles | نحن على وشك أن نخسر الحيوان وفرصتنا الوحيدة في العثور على علاج لذا... |
| Çünkü tek umursadığım şey o bombaları bulmak ve bunu, Milo işinin başındayken yapma şansımız daha fazla benden hoşlansa da, hoşlanmasa da. | Open Subtitles | لماذا فعلت ذلك؟ لأن كل ما يهمنى هو أن نجد القنابل وفرصتنا أفضل فى ذلك بوجود (مايلو) معنا |
| şansımız seninleyken daha yüksek. | Open Subtitles | وفرصتنا لذلك أفضل معك |
| Onu bulmak için en iyi şansımız bu. | Open Subtitles | وفرصتنا الوحيده هي إيجاده |