| Şimdi git ve beni rahat bırak! Merak etme çocuğum. | Open Subtitles | ولا تقلقي يا طفلتي ليس هناك خطورة في ولادة طفل |
| Meksika bu tarafta ve Kanada bu tarafta. Geri kalanını Merak etme. | Open Subtitles | ولا تقلقي من الأماكن المتبقية، لأنك لن تري أي منها خلال الضباب |
| Merak etme, bütün çamaşır ve bulaşıklar seni bekler. | Open Subtitles | ولا تقلقي ، ستجدين الملابس والأطباق المتسخة مكانها لدى عودتك |
| Ve endişelenme sana sağladığım sözümona "polis koruması" vardı ya? | Open Subtitles | ولا تقلقي الشرطيان من كانا مكلفان بحمايتك؟ |
| Ve üzülme, sana eşlik edeceğim, yani hiç bahanen yok. | Open Subtitles | ولا تقلقي , سأُرافقكِ وبهذا أنتِ لا تمتلكين أعذار |
| Merak etme. Herkes kararları senin verdiğini biliyor. | Open Subtitles | ولا تقلقي , كل واحد هنا يعلم بأنكِ من تتخذين القرار |
| Merak etme insanlar İngilizce konuşuyor. | Open Subtitles | ولا تقلقي ، أنهم يتحدثون اللغة الإنجليزية هنا |
| Merak etme, ikimize de yetecek kadar içerim. | Open Subtitles | أتصرف بشكل مختلف مع رجلي ولا تقلقي سأشرب مقداراً كافياً لشخصين |
| Tamam. Onu arayayayım da bir bahane bulup iptal edeyim. Merak etme, tüm suçu üstleneceğim. | Open Subtitles | حسناً, سأتصل بها وأخترع حجة لألغي العشاء ولا تقلقي سألقي اللوم كله على عاتقي |
| Merak etme kraker falan. | Open Subtitles | ولا تقلقي بعض الوجبات الخفيفة أو شيء من هذا، شكراً |
| Merak etme, ben gittikten sonra küçük aşk üçgenine tekrar odaklanabilirsin. | Open Subtitles | ولا تقلقي فبعد رحيلي يمكنك العودة للتركيز على مثلث الحب الخاص بك |
| Ben de geliyorum o zaman ve Merak etme o değerli telsizini de getiririm. | Open Subtitles | إذاً انا ذاهبة أيضاً, ولا تقلقي, سأجلب اللاسلكي اللعين الخاص بكِ |
| Şu anda içeriye giriyorum. Merak etme. | Open Subtitles | سأقابها الآن ولا تقلقي وصلت في الوقت المناسب |
| Merak etme tatlım, ben ikimizin yerine de dua ederim. | Open Subtitles | ولا تقلقي يا عزيزتي، سأصلي عن كلتينا |
| Merak etme, onunla çıkmayacağım. | Open Subtitles | ولا تقلقي فلن أواعده لم يعد هذا يهمني |
| Teşekkür ederim. Ve Merak etme, çocuklarımla konuşacağım. | Open Subtitles | شكراً، ولا تقلقي سأتحدث مع أطفالي |
| Merak etme, onlara bundan bahsetmeyeceğim. | Open Subtitles | ولا تقلقي لن أخبرهم عن كل هذا الهراء |
| Ve endişelenme, ne söyleyeceğimi biliyorum. | Open Subtitles | ولا تقلقي , أنا بالفعل أعرف ما سأقوله |
| Üstüne düşünme Ve endişelenme. | Open Subtitles | لا تفكري، ولا تقلقي |
| Düşünme. Ve endişelenme. | Open Subtitles | لا تفكري، ولا تقلقي |
| Ve üzülme. Söz mü? Üzülmem. | Open Subtitles | عمت مساء.ولا تقلقي.تعديني؟ |
| Tatil konusunu da kafana takma. Ben öderim. | Open Subtitles | ولا تقلقي حيال الإجازة، سوف أتولى التكاليف. |