| Ayrıca başkan yardımcısı süre aşımı yapılmasına asla izin vermez. | Open Subtitles | ولن يسمح نائب الرئيس بمماطلة من أي نوع في المجلس |
| Şirketinin insanlara zarar verecek bir ürünü piyasaya sürmesine izin vermez. | Open Subtitles | ولن يسمح لشركته بأن تضع على الأرفف منتجا يضر الناس |
| Eğer birlikte çalışıyorlarsa, öylece elini kolunu sallayarak planlarını bozmana izin vermez. | Open Subtitles | فهما يعملان معاً ولن يسمح لكِ ببساطة أنْ تتبختري وتفسدي خططهما |
| Kişisel meselelerin işe karışmasına izin vermez. | Open Subtitles | ولن يسمح للقضايا الشخصية أن تتداخل |
| Tekrar hapsedilmeye... izin vermez. | Open Subtitles | ولن يسمح أن يتم حبسه ليس مرة أخرى أبداً |