| Silahsız, yalnız... Bathwal konağını bastı ve onları bir güzel dövdü. | Open Subtitles | بيدين خاليتين ولوحده دخل الى قصر عائلة متوى صفعهم واحدا تلو الاخر |
| Karanlıkta yalnız yaşamak nasıldır bilirim. | Open Subtitles | أعرف مثل هذه الامور لظهور مظلم ولوحده. |
| Bu onun tercihi ve yalnız başına. | Open Subtitles | الآن هذا إختياره ولوحده |
| yalnız ve silahsız. | Open Subtitles | غير مسلح ولوحده |
| Parkta ve tek başına. Çocuklar parktan korkar. | Open Subtitles | انه في المتنزه ولوحده الاطفال يخافون البقاء وحدهم في المتنزه |
| Destek olmadan yukarıya çıkmasına izin vermişsin, yalnız. | Open Subtitles | -وتركته يصعد من دون دعم ولوحده . |
| Sonra yaşlanıp tek başına boş bir evde oturuyorsun. | Open Subtitles | وهو فقط أنت، القديم ولوحده في بيتِ فارغِ. |
| Tek başına sessiz bir yaşam sürüyor. | Open Subtitles | يعِيش بشكل هادئ ولوحده |