| Şüphe kesinlik kadar sürdürülebilir ve güçlü olabilir. | Open Subtitles | الشك قد يكون رابط قوي ومؤثر تماماً كاليقين |
| Peki 20. yüzyılın en büyüleyici ve etkili çifti olmaya ne dersin? | Open Subtitles | ماذا عن أكثر زوج مخادع ومؤثر في القرن العشرون؟ |
| Bu kadar tüyler ürpertici ve yoğun birşey duymamıştım. | Open Subtitles | أنا لا أعتقد أنني قد سمعت أي شيء كهذا مكتئب ومؤثر |
| Güç sahibi insanlarla ne zaman röportaj yapacak olsam her zaman iki şey düşünürüm: Eğer o zor ve rahatsız edici soruyu ben sormazsam, başka kimse sormayacak. Üstelik o kişiyi bir daha asla görmeyeceğim. | TED | عندما يُطلب مني عمل مقابلة مع شخص قوي ومؤثر في المجتمع، دائماً أبقي شيئين في ذهني: إذا لم أسأل السؤال الصعب المزعج، لا أحد سوف يسأل غيري؛ ولن أرى هذا الشخص مرة أخرى. |
| İçten gelen, insanları hemen harekete geçirecek insani ve özel bir şeye ihtiyacımız var. | Open Subtitles | ...ًما نحتاجه حقاً شيئاً مؤثرا شىء مشجى ومؤثر لكى يثير الناس |
| Ama cidden komik ve beklediğinden daha çok içtenlik var. | Open Subtitles | لكنه طريف ومؤثر أكثر مما تترقب |
| Zira sıradışı ve karizmatik biri. | Open Subtitles | وحتى مع كونه كلبا معطاء ومؤثر |
| Robinho. Güçlü ve kuvvetli durumda. | Open Subtitles | روبينيو ,قوي ومؤثر |
| Çok genç ve güzel bir kadın. Huyu da iyi ve çabuk teslim oluyor. | Open Subtitles | تتميز بطابع عذب ومؤثر |
| Ajan Booth'un davranışını övgüye değer ve dokunaklı buldum. | Open Subtitles | (وجدت أن ما فعله العميل (بوث جديرٌ بالثناء ومؤثر |
| Ne kadar düşünceli ve dokunaklı bir davranış! | Open Subtitles | كم هو عاطفي ومؤثر |
| Shmeil, çok akıllı ve etkileyici bir erkek. | Open Subtitles | شميل رجل حكيم ومؤثر للغايه |
| Çabuk ve yararlı bir iş oldu. | Open Subtitles | هذا كان سريع ومؤثر |
| Raymond bu çok güzeldi. Basit ve dokunaklı. | Open Subtitles | رايموند), كان ذلك جميلاً) بسيط ومؤثر |
| ve garip. ve ateşli. | Open Subtitles | وغريب، ومؤثر |
| ve tabi ki, depresifti. | Open Subtitles | ومؤثر طبعا |
| - Islak ve vahşi. | Open Subtitles | -رطب ومؤثر |
| ve keskindi de. | Open Subtitles | - ومؤثر - مؤثر |