| Bir anda ortaya çıktı. Benimle konuşmak istiyor. | Open Subtitles | هو فقط يحس بأنه مظلوم ويريد التحدث إلى ّ |
| Onu Şerif Merkezi'ne havale edecektim ama seni televizyonda gördüğünü söyledi ve şimdi de seninle konuşmak istiyor. | Open Subtitles | كنت سأوصله بالشريف لكنه قال إنه شاهدك على التلفاز ويريد التحدث إليك |
| Televizyonda görmüş. seninle konuşmak istiyor. | Open Subtitles | لكنه قال إنه شاهدك على التلفاز ويريد التحدث إليك |
| Evet ama bugün aradı ve konuşmak istiyor. | Open Subtitles | أجل , عدى أنه إتصل بي ويريد التحدث الليلة |
| Cezanı ödedi ve derhal seninle konuşmak istiyor. | Open Subtitles | لقد دفع عنكّ غرامتك ويريد التحدث إليك |
| Adam silahlı, konuşmak istiyor. | Open Subtitles | الرجل لديه مسدساً , ويريد التحدث |
| Çavuş Taggart burada, seninle konuşmak istiyor. | Open Subtitles | الرقيب "تاقريت" هنا ويريد التحدث معك |
| Burke aradı. Seninle konuşmak istiyor. | Open Subtitles | إتصل بيرك ويريد التحدث معك |
| Scott'la vücut değiştirdi, ve sizinle konuşmak istiyor. | Open Subtitles | لقد بادل هيئته مع (سكوت) ويريد التحدث اليك. |
| İki gün önce teslim oldu ve konuşmak istiyor. - Konuşmak mı? | Open Subtitles | (ستاس) خرج من العزلة قبل يومين ويريد التحدث. |
| Carla'yı tanıyormuş. Yarın bizimle konuşmak istiyor. | Open Subtitles | كان يعرفها ويريد التحدث غداً |
| Eşiniz dışarıda ve konuşmak istiyor... | Open Subtitles | زوجك في الخارج ويريد التحدث |