| Teknolojimiz bize eşsiz şekilde zaman içinde ve dışında gezinmemize olanak sağlıyor. | Open Subtitles | أمّنَتْ لنا تقنيّتنا بشكلٍ استثنائيّ إمكانيّة السفر ضمنَ و خارج نطاق الزمن، |
| Jason gerçeklik içinde ve dışında sürükleniyor, | Open Subtitles | جايسون ينجرف داخل و خارج الواقع |
| Mağaza içinde ve dışında adamlarım var. | Open Subtitles | لدي شرطة بداخل و خارج المتجر |
| Kaddafi'nin zorba rejimine karşı bir devrim başlatmak ve bir öfke günü çağrısı yapmak için Libya içinde ve dışındaki birçok Libyalı ile güç birliği yaptım. | TED | تعاونت مع العديد من الليبين داخل و خارج ليبيا للدعوة من أجل يوماً للغضب و لبدء ثورة ضد نظام القذافى الإستبدادى. |
| Çemberin içindeki ve dışındaki bitkilerin molekül yapısını inceliyorum. | Open Subtitles | أقوم بإجراء التحاليل على البنية الجزيئية للنباتات من داخل و خارج الدائرة |
| Saha içinde ve dışında. | Open Subtitles | داخل و خارج الصالة |
| Parkın içindeki ve dışındaki her yolu abluka altına almak istiyorum. | Open Subtitles | أحتاج حصار على كل الطرق داخل و خارج الحديقه |